ÖZET
Terörizm, uluslararası toplumun, terörün insanlar üzerindeki etkisini azaltmakvesorunu tamamen çözmek için çok çaba sarf ettiği uluslararası bir problemdir. Bu anlamda, sorunu çözmek için Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında birçok uluslararası sözleşmeler vekararlar benimsenmiştir. Ayrıca, bölgesel seviyede, Avrupa Birliği bu önemli sorunuçözmekiçin birçok tedbirler almıştır. Yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalan AmerikaBirleşik Devletleri, İngiltere gibi devletler, bu kanlı problemi ortadan kaldırmak içinsıkı
tedbirler almışlardır. Hem uluslararası ve bölgesel seviyede hem de milli devletler buşekildebirçok tedbirler almasına rağmen, terörizm hala halledilmesi gereken büyük bir problemolarak varlığını sürdürmektedir. Fakirlik, ulusların/azınlıkların kendi geleceğini belirleme hakkı(self-determinationright), uluslararası hukukun ihlali ve dini saikler gibi terörizmin birçok nedeni bulunmaktadır. Terörizmle etkin bir şekilde mücadele etmek için ilk başta uluslararası toplumun terörizmeneden olan unsurları ortadan kaldırması gereklidir. Örneğin, eğer terörizmnedeni olarakfakirlik/yoksulluk ön plana çıkıyorsa, uluslararası toplumun teknik ve ekonomik olarakbusorunu ortadan kaldırmak için ilgili ülkelere yardımda bulunması gerekmektedir. Terörizmin nedenlerinin tespit edilmesinden sonra, kapsamlı, istikrarlı ve uyumluterör tanımının yapılmasına, terörle mücadele yolunda olağanüstü hız verilmelidir. Uluslararası sözleşmelere bakıldığı zaman anlamaktayız ki, ulusal devletler tarafındankabul
edilen ortak ve somut bir terör tanımı bulunmamaktadır. Ortak bir terör tanımınınbulunmaması devletlerarasında tereddütlerin ve karşılıklı güvensizliğin oluşmasına nedenolmaktadır. Tüm bunların ötesinde insan hakları terörle mücadelede bahsedilmesi gerekenbaşkabir konudur. Bazı devletler bu sorunla mücadelede gerekliliğin ötesinde oldukça sert tedbirleralmaktadır. Bu lüzumsuz ve keyfi tedbirler insan hakları ihlaline neden olmaktadır. Bunedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin(AİHM) kararlarına göre, insan hakları veterörle mücadele arasında dengenin korunması gerekmektedir. Bu çalışmada, terörizmin tanımı ve nedenleri, uluslararası toplumve Avrupatoplumu tarafından alınan tedbirler açısından terörizm konusu incelemeye çalışılmıştır.
ULUSLARARASI HUKUK VE AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDATERÖRİZMBölüm I: Giriş, Metodoloji ve Terörizmin Nedenleri
I.I. Giriş ve Metodoloji
Terörizm tüm dünya için uzun zamandır büyük bir problemolmuştur. Busorunyalnızca devletleri değil, aynı zamanda uluslararası toplumu da etkilemiştir. Terörist
eylemleri son yıllarda oldukça artış göstermektedir. Sadece 2010 yılı istatistiklerinebakıldığında 11500 terör eyleminin çeşitli terör örgütleri tarafından 72 ülkedegerçekleştirildiğini görmekteyiz. Bu eylemler nedeniyle hayatını kaybeden insanlarınsayısı
13200 iken, yaralı insanların sayısı ise 36800’dür. Toplamda, 2010 yılında 50.000terörkurbanı bulunmaktadır
1
. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve İspanya gibi devletler terörekarşı mücadele vermektedir. Bu tür illegal eylemleri meydana gelmeden engellemek için, çokciddi paralar harcamışlardır. Ancak her şeye rağmen, istenilen amaca ulaşılamamış veteröreylemleri binlerce insanların yaşamlarını almaya, barış ve toplumun güvenliğini yoketmeyedevam etmiştir
2
. Terörizm algısı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Genel olarak, söyleyebilirizki, terörizm iki şekilde anlaşılmaktadır. İlki bireyler tarafından devlete karşı yapılaneylemlerdir. Diğeri devletin bireylere karşı yaptığı eylemlerdir. 20. yüzyıl boyunca terörizm, uluslararası boyuta ulaşan bir suç haline gelmiştir. Uluslararası boyutu ile birlikte, uluslararası hukuk bu sorunla ilgilenmeye başlamıştır. Özellikle ikinci dünya savaşındansonra terörizm, uluslararası alanda, devletlerarası anlaşmazlıklarda bir ivme yaratmıştır. Koloni olmaktan çıkıp bağımsızlığını kazanarak yeni ortaya çıkan devletler, devlet
olmanın getirdiği problemlere ve yeni koşullara hazır değillerdi. Ayrıca, 1960’lı yıllarda, 1 2010 Report on Terörizm, 2011, s.5
2 Michael, s.326
sömürgeci güçler tarafından keyfi bir şekilde belirlenen sınırlar, ilgili yeni devletlerdebulunan azınlıklar arasında anlaşmazlıklara neden oldu. Terörist eylemler, bu şekildekeyfi
olarak çizilen sınırları yeniden çizmek için bir neden olarak kullanıldı. Vietnam, JohnF. Kennedy, Che Guevara ve Martin Luther King’in öldürülmesi gibi yoğun siyasi şiddet
olayları meydana geldi. Bazı organizasyonlar, Filistin’de Arab/İsrail çatışmasında örneği
görüldüğü gibi, geleneksel askeri saldırılardan terörist ataklara doğru yöntemlerini değiştirdi. Bu şekilde, 1972’de Münih Olimpiyat oyunlarının işgaline yol açan yeni bir terör çağı doğdu. 1980’lerde, Orta-Doğuda Sovyet diplomatların kaçırılmasıyla Birleşmiş Milletler, dahasert
tedbirler almaya başladı3
. Buna rağmen, terörizmin vahşeti ve kapsamı, 11 Eylül’de Amerika BirleşikDevletlerine(ABD) karşı gerçekleştirilen saldırıya kadar tam manasıyla açık bir şekildeanlaşıldığı söylenemez. Bu saldırıyla tüm dünyadaki insanlar şoka uğradığından, dünyaülkelerin hepsinin üzerinde önemli etkisi olmuştur. Bazı istatistiklere göre, 11 Eylül saldırısı, 80 ülkenin vatandaşlarının ölümüne sebep oldu. Bu nefret dolu saldırı, terörün sadece ulusal
bir sorun olmadığını, aynı zamanda halledilmesi gereken uluslararası bir problemolduğunugöstermiştir
4
. Ulusal devletler, yıllarca terörizmle mücadele etmesine rağmen, terörizmne ortadankaybolmuş ne de azalmıştır. Aksine, şekil değiştirerek ve içinde faaliyet icra ettiği ülkelerüzerinde etkisini artırmıştır. Bunun sonucu olarak, devletler ve uluslararası organizasyonlararasında işbirliğinin, teröre karşı etkin mücadele etmek için hayati bir şekilde gerekli olduğuanlaşılmıştır. Gelecekte, uluslararası düzeyde, ulusal hukukların, terörizmsuçlarıylabaşetmede, uluslararası yasal düzenlemelerle desteklenmesi zorunludur
5
. Avrupa seviyesinde terörizm konusuna baktığımız zaman, 11 Eylül saldırısınınsadeceuluslararası alanda etki yaratmadığını, aynı zamanda Avrupa bölgesi düzeyinde de etkisininolduğunu görmekteyiz. Bu olayın meydana gelmesinden sonra vakit kaybetmeden, AvrupaKonseyi, terörizmle mücadele hakkında bir eylem planı benimsemiştir. Bu olaydanönceAvrupa zaten terör saldırılarına maruz kalmaktaydı. Örneğin, Batı Avrupa’da 1960’lı ve70’li
yıllarda meydana gelen, 1972’de 11 İsrailli atletin öldürülmesi, Bask ülkesi, kuzey İrlandaveBatı Almanya’daki çatışmalar, 1970 ile 1977 arasında İtalya’daki kırmızı ordu grubununsaldırıları gibi olaylar ilgi çeken konulardı. Ek olarak, 11 Mart 2004 yılında yapılacakseçimleri etkileme amacını taşıyan ve 191 insanın ölümüne ve yaklaşık 2000insanın3 Saraclı, s.6-7. 4 A. Newton, s.326. 5 Banchik, s.2(http://www.peacestudiesjournal.org.uk)
yaralanmasına neden olan Madrid tren yolu üzerindeki saldırı, Londra kamu ulaşımsistemineintihar bombacısı tarafından yapılan ve 50 kişinin ölümüne ve yaklaşık 700kişininyaralanmasına neden olan saldırı Avrupa seviyesinde terörle mücadelede etkin önlemlerinalınmasına sebep olan diğer olaylardır
6
. Bu çalışmada, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği hukukunda terörizmkonusunuirdeleyeceğiz. İlk başta böylesine geniş bir kapsamı olan bir konu hakkında çalışmayapmanın zorluğunu ifade etmek istiyoruz. Bu nedenle bu çalışmanın kapsamı, uluslararası
hukuk ve Avrupa Birliği hukukunda terör konusunun bazı spesifik konuları ile çalışmasınırlandırılmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, genel bilgiler ile terörizmin gerisinde yatan nedenler hakkındabilgi
verilecektir. İkinci bölümde, uluslararası hukukta terörizm konusuna odaklanılmış olup, terörizmhakkında uluslararası çerçeve düzenlemeler, terörizmin tanımı ve uluslararası toplumtarafından kabul edilen belirli tedbirler konusu incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Avrupa Birliği hukukunda terörizm ile terörizmin tanımı, AvrupaBirliği tarafından benimsenen tedbirler irdelenmiştir. Ayrıca, Kadi davası hakkında AvrupaAdalet Mahkemesinin kararına değinilmiştir. Dördüncü bölümde, Avrupa Birliğinin bazı üyeleri hakkında Avrupa İnsanHakları
Mahkemesinin kararları verilerek, içi hukukta terörizm hakkında benimsenen sözleşmelerinuygulanmasına ışık tutulmuştur. Ayrıca, ABD’nin 11 Eylül terör saldırısının ardındanbenimsediği Patriot Act hakkında bazı bilgiler verilmiştir. Bu bölümde, terörizmle mücadeleederken insan haklarının önemi vurgulanmıştır. Son bölümde çalışmamız, tüm bölümler hakkında değerlendirme yapılarak, nihayeteerdirilmiştir. 1.2. Terörizmin Muhtemel Nedenleri
Terörizmin nedenleri oldukça karmaşık bir konudur. Bazen hangi nedenlerinterörizme neden olduğunu kesin olarak belirlemek zor olmaktadır. Başka bir ifadeileterörizmin sebeplerini anlamakta somut bir delil veya kesin ölçüler koyamamakla birlikte, bazı sebepleri tespit etmek mümkündür. Uluslararası hukuk ihlal edilerek bir ülkeninbaşkabir ülke tarafından işgal edilmesi, yoksulluk, dini konular ve azınlıkların kendi geleceğini
6 McCormick, s.405-407.
tayin etme hakkı(self-determination) gibi nedenler, terörizmin muhtemel sebepleri
olabilmektedir. Bu bölümde, bu nedenlerin bir kaçı irdelenecektir. Terörizmin nedeni olarak kabul edilen yoksulluk, tartışılabilir bir konudur. Terörizmleyoksulluk arasında doğrudan bir bağlantı olmamakla birlikte, yoksul bir ülkede yaşayaninsanların, küresel bir dünya süreci içerisinde bu gerçeği kabul ederek yabancı ülkelerdefaaliyetlerde bulunan ülkeleri yoksulluğun nedeni olarak görmesi ve kendilerini buküresel
sürecin bir kurbanı olarak kabul etmesi mümkündür. Bu insanların, bu kabulle hareket
ettikleri zaman, küresel süreçte kendi paylarını almak için terör saldırılarına kalkışması
muhtemel olmaktadır
7
. Diğer taraftan, bazı insanlar, dünyanın bazı bölümlerinde yaşamak için yeterli besinbulamadıkları için, terör eylemlerine başvurduklarından, yoksulluk ile terör arasındadoğrudan bir bağlantının varlığını ileri süren düşünürler de bulunmaktadır. Bu bağlamda, tümdünya üzerinde yaşayan insanlar için yeterli besin var olsa bile, bazı insanlar bu besinlerekolay bir şekilde ulaşmasına ve iyi bir hayat standardı yakalamasına rağmen, diğer buimkânlardan kısmen veya tamamen mahrum kalmaktadır. Yani, dünya kaynakları, ülkelerarasında ve aynı zamanda bir ülkede yaşayan insanlar arasında eşit bir şekildepaylaşılmamaktadır. Bu durum, çatışmalar için doğrudan neden olmakta ve terör saldırılarınayol açmaktadır. Bu anlamda insanlar eğer temiz su, yeterli besin ve eşit yaşamkoşullarınasahip olsaydı, terörizm azaltılabilirdi8
. Diğer şekilde, yoksulluğun sebebinin, onların doğal kaynaklarını izinsiz olarakkötüyekullanan zengin ülkeler olduğunu düşünen insanlar, onların kendi topraklarında zenginliğinkendi haklarını olduğunu kabul ederek yeniden almak için terör eylemlerine başvurabilirler. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından 60/28 sayılı kararıyla benimsenenstratejilerden birisi yoksulluğu ortadan kaldırmaktadır. Terörle yoksulluk arasında doğrudanbağlantı olduğu hususu görmezlikten gelinse bile, dolaylı bağlantının varlığı bu anlamdainkâr edilemez. Uluslararası hukukun ihlal edilmesi terörizmin bir başka nedeni olarak görülmektedir. Bir ülkenin başka bir ülke tarafından illegal olarak işgal edilmesi, işgal eden devletleyerel
halk arasında gerilime neden olmaktadır. İllegal işgal eylemi uluslararası hukuk kuralları
çerçevesinde engellenmez ise, yerel halk gruplarının meşru savunma hakkı olarakteröreylemlerine başvurması muhtemel olmaktadır. Bu nedenle tüm devletlerin hukukunun, 7
Imre-Mooney-Benjamin, s.9-10
8
Imre-Mooney-Clarke, s.9-12.
teamül ve sözleşme hukukundan oluşan uluslararası hukukla uyumlu hale getirilmesi
gerekmektedir
9
. İşgalciler bazen çoğu insanı öldürmektedir ve sivil halka saldırmaktadır. İşgalci
askerler kadınlara tecavüz etmekte ve hiç sebepsiz yere çocukları öldürmektedir. Budurumtamamen uluslararası insan haklarının ihlalidir. Yerel halk, intikamalmak içingerillataktikleri kullanarak, işgalci güçlerin savaş suçlarının karşılığını vermeye çalışmaktadır. Bazen bu yerel gruplar, onlara saldıran işgalci güçlerin topraklarında terör saldırıları yaparakve daha fazla masum insanı öldürerek intikam almaktadır
10
. Kendi geleceğini tayin etme hakkı(self-determination right) terörist eylemler içinbirbaşka neden olmaktadır. Bazı devlet dışı aktörler kendi geleceğini tayin etme hakkı
çerçevesinde terör eylemlerine başvurmaktadır. 12 Ağustos 1949 yılında imzalanan CenevreSözleşmesine ek protokol 1974 -1977 diplomatik konferansta kabul edilmiştir. Bu protokolegöre, kendi geleceğini tayin hakkı, silahlı mücadele hakkı olarak kabul edildi. Protokol, sömürgeci hâkimiyete, yabancı işgaline veya ırkçı rejime karşı kavga veren insanlarınsilahlı
mücadelesi uluslararası bir mücadele olarak düşünüldü. 1949 Cenevre Sözleşmesininçoğuüye ülkeleri, bu protokolün, gerilla savaşını ve terörizmi meşru hale getirdiğini iddiaetmektedirler. Yine de bu protokol terör saldırılarına izin vermemektedir. HemCenevreSözleşmesi hem de ek protokol sivillere saldırıları yasaklamaktadır. Buna rağmen, bukural
çoğu kez ihlal edilmekte ve birçok saldırılar sivillere ve sivil kurumlara yapılmaktadır
11
. Son fakat diğerleri kadar önemli diğer terörizmin nedeni, dinsel motivasyonlardır. Ancak dinin kendisinin terörizmin muhtemel nedeni olarak kabul etmediğimizi vurgulamakisteriz. Örneğin, üç ana din olan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlığı ve onların kutsal kitapları
olan Kur’an, İncil ve Tevrat’ı incelediğimiz zaman, dinsel güdülerle bile olsa takipçilerinemasum insanları öldürmek için izin verdiği hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Bu bağlamda, masum bir insanı öldürmek hakkında Kur’an’ın hükmünü ifade etmek isteriz. Maidesuresinin 32. ayetinde, “her kim suçsuz bir insanı öldürürse, tüm insanlığı öldürmüş gibi
varsayılır; her kim de masum bir insanın hayatını kurtarırsa tüminsanlığı ölümdenkurtarmış sayılır.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, İslam, insanları bir kişiyi öldürmekten sakındırmaktadır. Dahası İslam, insanların hayatını ölümdenkurtarmak için kendisine inanan insanları teşvik etmektedir. Kur’an’a göre, hiçbir şey, sivil
halkı öldürmek ve sivil kurumları yok etmek için gerekçe olamaz. 9 Age, s.32. 10 Age, s.34. 11
Imre-Mooney-Clarke, s.33-34.
Buna rağmen, çoğu kişilerin ve örgütlerin Kur’an’ın hükümlerini yanlış anladıklarını
veya kendi çıkarları için Onun ayetlerini suiistimal ettiklerini kabul etmek zorundayız. Ayrıca, bazen ülkelerin bazı istihbarat ajanları, siyasi amaçlarına ulaşmak için ve onlara akli yetilerini
kaybetmelerine yol açan ilaçlar vererek, inanan insanları sivil halka saldırmaları içinkullanmaktadır. Gerçekte, dinsel motivasyonla işlendiği düşünülen terör saldırılarınınarkasında, kişisel, siyasi, ekonomik nedenler ve askeri çıkarlar yatmaktadır. Başkabirifadeyle, kişiler ve devletler dini, kendi çıkarlarına ulaşmak için araç olarak kullanırlar. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, tıpkı Hristiyanlık ve Yahudilikte olduğugibi, İslam ile terörün yan yana gelmesi mümkün olmadığı için, bazı düşünürlerin
12 yanlış olarakkullandığı İslamcı terör başlığı, terörizmin nedenlerini açıklamak için uygun bir başlıkdeğildir.Örnek verecek olursak, tüm dünyadaki insanları şok eden en güncel eylem, 22Temmuz 2011 tarihinde Anders Behring Brevik tarafından gerçekleştirilmiştir ve 77masuminsanın ölümüne ve 151 insanın yaralanmasına neden olmuştur. Terör ve adamöldürmesuçlaması ile yapılan yargılaması sırasında bu kişi, kendisini Norveçli insanların ve Avrupaanti-komünist anti-İslamcı direniş hareketinin temsilcisi olarak tanımlamıştır
13
. Ayrıca, duruşmada, Norveçlileri İslam’ı benimseyen göçmenlerden kurtarmaya çalıştığını ifadeetmiştir
14
. Kendisini muhafazakâr Hristiyan olarak konumlandırmıştır
15
. Şimdi bu kişi dini
motivasyonla masum insanlara karşı terör saldırısı yapmış olmasına rağmen, Hristiyanlığınbu tür eylemlere izin verdiğini iddia etmemiz ve Hristiyanlık ve terör yan yana gelemeyeceği
için Hristiyanlık Terörü olarak vakayı adlandırmamız mümkün değildir. Terörizmin daha birçok sebebi olmasına rağmen hepsini burada ifade etmekbuçalışmanın kapsamını oldukça aşacağından, bunlarla yetinmek istiyoruz. Ancak burada bitirmeden önce doğrudan olmasa bile dolaylı yönden terörizminoluşmasına neden olan birkaç konuyu ifade etmek istiyoruz. Öncelikle, terör örgütlerine karşı onlarla müzakere etmekten ziyade askeri güçkullanımının terörü azaltmanın yerine, terör olaylarının tırmanmasına sebep olduğunuvurgulamak gerekmektedir. Bugün terör örgütleriyle müzakere çoğu siyasi liderler vebazı
insanlar tarafından zayıflık olarak görülmektedir. Bu konuda Türkiye örneğini vermek yerinde olacaktır. Bilindiği gibi, Türkiye1980’lerde itibaren terörizmle ciddi sorunlar yaşamaktadır. Başlangıçta, Türk siyasi ve askeri
12
Imre-Mooney-Clarke, s.28; McCommick, s.406. 13 Bakınız http://attackonthelaborparty.wordpress.com/2012/04/17/breivik-testimony-april-17-2012. 14 Bakınız http://loyalopposition.blogs.nytimes.com/2012/04/16anders-breivik
15 Bakınız http://en.wikipedia.org/wiki/Anders_Behring_Breivik=Religious_and_political_views.
yetkilileri teröre karşı askeri seçeneği kullanmıştır. Bu nedenle, terörist grupların ne istediği
ve niçin Türkiye’nin barışına saldırıda bulunduklarını öğrenmek için iki tarafı da tatminedenbir anlaşmaya ulaşmaya yönelik, aynı masa etrafında bir araya gelme tercih edilmemiştir. Sonuç olarak onlarca yıl askeri seçenek çözüm olarak kullanılmıştır. Ancak zamanla hiçbirşeyin değişmediği, tersine terör saldırılarının devam ettiği anlaşılmıştır. 2000’li yıllardanitibaren müzakerenin terörü kontrol altına almak için önemli bir araç olduğu kabul edilerekçözüm süreci altında görüşmeler yapılmıştır. Bu konuda ikinci örnek, bir ülkenin ana akımını oluşturan insanlardan farklı kültür veetnik yapıya sahip olan grupların durumudur. Bu farklı kültür ve etnik yapıya sahipolangruplar, ilgili hükümetten ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, ana dilde konuşma özgürlüğügibi
çeşitli haklar talep etmektedirler. Eğer ilgili devlet, bu istekleri bu gruplarla müzakereetmezse bu sefer bu gruplar terör eylemlerine başvurmaktadırlar. Bu bağlamda örneğinTürkiye’de ülkenin diğer insanlarından farklı bir kültüre ve dile sahip olan Kürt insanlar, Türk devletinden bazı talepleri olmaktadır. Ana dillerini kullanma özgürlüğü, ana dildeeğitim hakkı bunların ikisidir. Yetkililer bu hakları uzun süre vermediği gibi, Kürt insanlarıntemsilcileri ile müzakere etme gereği bile duymamıştır. Aksine, bu insanlara karşı baskıcı birrejime başvurmuştur. Bu nedenle, bazı Kürt insanlar illegal terör örgütü olan ve amaçlarındanbirisini Kürt halkının haklarını geri elde etmek olarak tanımlayan PKK’ya destek vermiştir. Ancak 2002’den itibaren Türk devleti, meseleye yaklaşımını değiştirmiş ve Kürt insanlarınneistediğini anlamaya çalışmış ve onların temsilcileriyle müzakerede bulunmuştur. Sonuçolarak onların talep ettiği özgürlüklerin çoğu onlara verilmiştir. Bu nedenle Kürt insanlarınçoğu PKK’ya verdiği desteği kesmiştir. Bu sonucun, terörle mücadelede müzakereninnekadar önemli ve etkili bir araç olduğunun iyi bir örneği olduğunu düşünmekteyiz.
Bölüm II: Uluslararası Hukukta Terörizm2.1. Uluslararası Yasal Çerçeveler
Uluslararası düzenlemeler, belirli olaylara yönelik çözüm bulma ve bu olaylarınmeydana gelmesiyle harekette geçilme gibi tepkisel olduğu için, tüm yönleri değerlendirenuyumlu ve kapsamlı ortak bir terör tanımı bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, uluslararası
alanda devletler tarafından alınması gerekli tedbirleri, yükümlülükleri ve tümilkeleri içinealan bir terör tanımım mevcut değildir. Özellikle 11 Eylül saldırısından itibaren, teröreylemlerinin etki ve kapsamı devletleri, teröre karşı önlemler alması için cesaretlendirdi16
. Buşekilde planlanmış bir yaklaşımın olmaması, bu alanda birden fazla faklı sözleşmelerinimzalanmasına yol açtı. Sonuç itibariyle, var olan çabalar sadece sivil havacılığıngüvenliğinin temini, diplomatik kişilerin ve eşlerinin korunması, terörizmin finansmanı gibi
belirli alanları düzenleme altına aldı. Akademik alanda, buna tematik yaklaşımadı
verilmektedir. Sadece 1976 Terörizmin Baskılanması Üzerine Avrupa Sözleşmesi’ni butematik yaklaşımın ötesine geçebildi. Ancak, bu sözleşme ilgili uluslararası seviyedeki
anlaşmaları listelerken, terör kelimesini tanımlamadı17
. Bu anlamda, geniş ve kapsamlı terör tanımı yapılmasına yönelik ilk girişim, 29maddeden oluşan 1937 tarihli Terörizmim Engellenmesi ve Cezalandırılmasına yöneliksözleşmedir. Bu sözleşme, başka bir devlete karşı yöneltilen terör eylemlerini cesaretlendirentavırlardan ilgili devletin sakınması için yükümlülüğü olduğu ilkesini bir kez dahavurgulamıştır
18
. İlk kez 1937 tarihli sözleşme, tematik yaklaşımın ötesine geçen bir terörtanımı yapmıştır. Sözleşmenin ikinci maddesi terör kavramını tanımlamakta ve devlet
başkanlarına ve eşlerine, kamu memurlarına, kamusal amaç için tahsis edilenkamubinalarının yanında, kamu üyelerine karşı işlenen suçları düzenlemiştir. Birinci maddede, terörizm terör suçları olarak tanımlanmıştır
19
.
16
Illias-Susan, s.196. 17 Age, s.197-197. 18Article 1 of the 1937 Convention for prevention and punishment of terörism(Yonah-Marjorie-Allan, s.20.) 19 Article 2 of the 1937 Convention for prevention and punishment of terörism(Yonah-Marjorie-Allan, s.21.)
İki ve üçüncü maddeler terör şüphelilerini yakalandıkları ülkeden terör suçununişlendiği ülkeye sınır dışı etmeyi düzenlemektedir. Bu sözleşmeden önce, vatandaş olanteröristler, onların kendi ülkelerinde sanki suç orada işlenmiş gibi soruşturuluyordu
20
. İkinci olarak, terörizmin soruşturulması için bir alan yaratmak amacıyla, 1937tarihli
sözleşme, uluslararası ceza mahkemesinin kurulmasını öneriyordu. Ama ne yazık ki, buöneri
istenilen sayıda devletler tarafından onaylanmadığı için yürürlüğe girmedi21
. 2012 yılına kadar, terörizmle mücadelede birçok uluslararası sözleşmeler kabul
edilmiştir
22
. 1. 1963 tarihli hava araçları üzerinde işlenilen suçlar ile belirli diğer eylemlerinhakkında sözleşme. 2. 1970 tarihli hava araçlarına yasadışı el konulmasının önlenmesine dair sözleşme3. 1971 tarihli sivil hava araçlarının güvenliğine karşı yasadışı eylemlerin önlenmesi
dair sözleşme
- 1973 tarihli diplomatik görevlilerin dâhil olduğu uluslararası alanda korunankişilere karşı suçların önlenmesi ve cezalandırılmasına dair sözleşme
- 1979 tarihli rehine alınmasına karşı uluslararası sözleşme
- 1980 tarihli nükleer materyallerin fiziksel korunmasına dair sözleşme
- 1988 tarihli deniz seferinin güvenliğine karşı yasadışı eylemlerin bastırılmasınadair sözleşme
- 1991 tarihli tespit etmek amacıyla plastik patlayıcıların işaretlenmesinedairsözleşme
- 1997 tarihli terörist bombalama eylemlerinin önlenmesine dair uluslararası
sözleşme - 1999 tarihli terörizmin finansmanının önlenmesine dair uluslararası sözleşme11. 1988 tarihli uluslararası sivil havacılığa hizmet veren havalimanlarında şiddet
içerikli yasadışı eylemlerin önlenmesine dair protokol - 1988 tarihli kıta sahanlığı üzerinde konumlandırılmış sabit platformlarıngüvenliğine karşı yasadışı eylemlerin önlemesine dair sözleşme
- 2005 tarihli kıta sahanlığı üzerinde konumlandırılmış sabit platformlarıngüvenliğine karşı yasadışı eylemlerin önlenmesine dair protokole ek protokol
20 Article 8-9 of the 1937 Convention for prevention and punishment of terörism(Yonah-Marjorie-Allan, s.22- 23..) 21 Yonah-Marjorie-Allan, s.31.) 22 Bakınız, http://www.un.org/terrörism/instruments.shtml. - Deniz seferinin güvenliğine karşı yasadışı eylemlerin önlenmesine dairsözleşmeye ek 2005 tarihli protokol
- 2005 tarihli nükleer terörist faaliyetlerin önlenmesine dair uluslararası sözleşme16. 2010 tarihli uluslararası sivil havacılıkla ilgili yasadışı eylemlerin önlenmesinedair sözleşme
- 2010 tarihli hava araçlarına yasadışı el konulmasının önlenmesine dair sözleşmeyeek protokol
Aynı zamanda, çeşitli sektörel ve bölgesel sözleşmelerin haricinde, hembirleşmişmilletler genel meclisi tarafından hem de güvenlik konseyi tarafından kabul edilenkararlarbulunmaktadır. Özel olarak birkaçını ifade etmek gerekirse: -11 Eylül 2001 ABD terör saldırısından sonra güvenlik konseyi tarafındankabul
edilen 1368 sayılı karar
-güvenlik konseyi tarafından kabul edilen 1566 sayılı karar
-genel meclis tarafından kabul edilen 2008 sayılı karar
-genel meclis tarafından kabul edilen 2010 sayılı karar
-genel meclis tarafından kabul edilen 2006 sayılı karar
-genel meclis tarafından 9 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen 49/60 sayılı karar
-genel meclis tarafından kabul edilen 2010 tarihli birleşmiş milletler küresel konturterörizm stratejisi
Bu kararlarda, Birleşmiş milletler, terörizmle mücadele etmek için alınması gerekli
tedbirleri ve stratejileri belirlemeye çalışmıştır. 2.2. Terörizmin Tanımı
Terörizm çok çeşitli yönlere sahip olduğu için ortak bir tanımı üzerinde ittifakolmadığını belirtmek gerekir. Terörizm algısı ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre değişimgöstermektedir. Bir ülke yerel halk gruplarının kendi geleceğini tayin etme hakkını(self-determination) meşru bir talep olarak kabul ederken, bir başka ülke aynı talebi terörizmolarak kabul edilebilir. Diğer taraftan, terörizmin ne olduğu ve ne tür eylemlerinteröreylemleri olduğu ve kime karşı işlendiği zaman terör eylemi sayılacağı konusunda sorularbulunmaktadır. Acaba sadece devlete karşı işlenen suçlar mı terörist eylemsayılacakyoksasivil halkında terör eylemlerinin hedefi olması mümkün sayılacak mıdır? Bu soruları kolaybir şekilde cevaplamak kolay görünmemektedir ve bu konular üzerinde ittifak kurulması çokzor olmaktadır. Bu nedenle, güncel anlamda açık ve kapsamlı bir terör tanımı halıhazırda
mevcut değildir. Aynı zamanda, ulusal anlamda, her bir kurum terörizmkavramına farklı
anlam verebilmektedir. Bu durum, tüm dünya devletlerinin ortak bir terör tanımınaulaşmasını oldukça güçleştirmektedir. Terör tanımındaki belirsizliğin birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden ilki self-determination olarak isimlendirilen azınlıkların veya sömürgelerin veyahut da yerel halkgruplarının kendi geleceğini tayin hakkına sahip olduğunun kabulüdür. Genel uluslararası
hukuk ilkesine göre, her ulus bağımsızlık hakkına sahiptir ve bu hedefe ulaşmakiçinmücadele edebilir. Bu sebeple, self-determination aktivitelerinin terörist eylemlerindenayrı
tutulması gerekmektedir. Bu hak, birçok uluslararası sözleşme tarafından kabul edilmiş birhaktır. Sömürge kontrolündeki ulusların egemenlikleri için mücadele etme hakkı
bulunmaktadır. Ancak, uluslararası hukuku ihlal eden işgalci veya sömürgeci devletlerterörizmin açık ve kesin bir şekilde tanımlanmasını istememektedirler
23
. Başka bir ifadeyle, bazı devletler, meşru bir amaçla hareket etse bile, herhangi bir grubun ve örgütün gösterdiği
şiddeti terör eyleminden muaf tutmak istemiyorlar. Bununla birlikte, Birleşmiş Milletlerinmeşru bir amacın terör saldırılarını haklı çıkarmayacağını birçok kararında kabul etmiştir
24
. Örneğin, 2010 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından benimsenenkararda, Birleşmiş Milletler, terörün tüm şeklini ve tezahürünü, her kimtarafından, nerede, hangi amaç için işlenirse işlensin kınamaktadır. Çünkü terörizm, uluslararası barış vegüvenlik için çok ciddi tehditlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Ek olarak, 2004tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 1566 sayılı kararda, terörizmin hiçbir koşul ve şartta siyasi, felsefi, ideolojik, ırki, etnik, dinsel veya diğer benzerdurumlar düşüncesiyle mazur gösterilemeyeceği açık bir şekilde vurgulanmaktadır
25
. Terörizmin tanımındaki belirsizlik aynı zamanda bazı devletlerin terörün kendisi ileilişki içerisinde olmasından da kaynaklanmaktadır. Devletlerin bazıları, üçüncü bir devleti
sarsmak ve yönetimini zayıflatmak için terörist gruplarla kontak kurmaktadır. Bu yaklaşımı
benimseyen devletler, terörizm kavramının tanımlanmasına istekli değildirler
26
. Terörün tanımındaki belirsizliğin belki birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerinhepsinin bu çalışmada irdelenmesi mümkün değildir. Ancak şimdiye kadar yapılanaçıklamaların, neden kapsamlı, açık ve geniş bir terör tanımının yapılmadığının anlaşılması
için yeterli olduğunu düşünmekteyiz. Her egemen devlet terör konusunda kendi çıkarlarına23 Saraçlı, s.17-18
24
Imre-Mooney-Clarke, s.27. 25 The Security Council Resolution 1566(2004) 26 Saraçlı, s.18.
göre kendi konumunu almaktadır. Bu konum, bir devletten başka bir devlete değişiklikgöstermektedir. Bu gerçekleri göz önüne aldığımızda, terörün tanımını tespit etmek içinçeşitli
uluslararası organizasyonlar tarafından benimsenmiş ve uluslararası ve bölgesel seviyedeimzalanmış sözleşme ve belgelere bakmak zorundayız. Terörizm, ilk kez, terörizmin önlenmesi ve cezalandırılmasına dair 1937tarihli
sözleşmede tanımlanmıştır. Ancak bu sözleşme hiç yürürlüğe girmemiştir. Bu sözleşmenin½maddesine göre, terörizm aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır
27
. “Terörizm faaliyetleri, bir devlete karşı yöneltilen, genel halk veyabelirli
kişilerin akıllarında bir terör(korku) durumu yaratması hesaplanan veya niyet edilensuç fiilleri anlamına gelir
28
.” Bu tanımdan, 1937 sözleşmesinin sadece devlete karşı işlenen eylemleri terör eylemi
saydığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, uluslararası yazarlar, bu tanımı, kesin bir şekildetümterör eylemlerini kapsamına almakta oldukça zayıf olduğunu ileri sürerek eleştirmişlerdir
29
. Ayrıca bu tanımın, terör eylemlerini diğer adi suçlardan kesin olarak ayırt etmediğini
vurgulamışlardır
30
. Bu nedenle, çoğu ülkeler bu sözleşmeyi onaylamamışlardır
31
. Tartışmak istediğimiz terörizmi tanımlayan ikinci sözleşme, 1999 tarihli TerörizminFinansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmedir. Sözleşme içerisinde terörist
eylemler; “Silahlı bir mücadele durumunda düşman taraf içerisinde aktif bir rol almayansivillerin veya herhangi bir kişinin ciddi bir şekilde bedensel yaralanmasına ve ölümünekasteden, doğası ve kapsamıyla, halkı korkutmak veya hükümeti veya uluslararası birorganizasyonu bir şeye yapmaya veya bir şeyi yapmaktan sakındırmaya zorlamakamacıyla işlenen eylemler
32” olarak tanımlanmıştır. Bölgesel seviyede terörizmi tanımlayan birkaç sözleşme bulunmaktadır. Bunlardanilki, 1999 tarihli İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından kabul edilen Terörizmle mücadele etmekiçin OIC sözleşmesidir. Bu sözleşme terörizmi aşağıdaki cümlelerle tanımlamaktadır. “Terörizm, insanları korkutmak veya onlara zarar verme tehdidinde bulunmakveya yaşamlarını, onurlarını, özgürlüklerini, güvenlik ve haklarını tehlikeye sokmak27 Galicki, s.746. 28 Yonah-Marjorie-Allan, s.20-21. 29 Wybo, s.119. 30
İllias-Susan, s.195. 31 Galicki, s.747. 32 Article 2/1-b of the International Convention fort he Suppression of the Financing of Terrörsmin 1999.
veya çevreyi veya herhangi bir tesisi veya halkı veya özel mülkiyeti zararamaruzbırakmak veya onları işgal etmek veya onlara el koymak veya ulusal kaynakları veyauluslararası tesisleri tehlikeye atmak veya istikrarı, ülkenin bütünlüğünü, siyasi birliği
veya bağımsız devletlerin egemenliğini tehdit etmek amacıyla, bireysel ve kolektif birplan dâhilinde işlenmesi kastedilen, her ne saikle olursa olsun, şiddet veyatehditeylemleridir
33
. Aynı sözleşmede; “Terör suçları, sözleşmeye taraf devletlerin herhangi birisinde, onunvatandaşlarına, malvarlıklarına, çıkarlarına, yabancı tesislere ve ulusal hukuktarafından cezayı gerektiren bölgelerde ikamet eden vatandaşlara karşı teröristamaçları gerçekleştirmek için iştirak edilen, başlanılan ve icra edilen suçları ifadeeder
34
.”Bölgesel seviyede terörizmin tanımını yapan diğer bir sözleşme, Afrika Birliği
Teşkilatı tarafından kabul edilen Terörizmle mücadele ve Terörizmin önlenmesi hakkındaSözleşmedir. Bu sözleşme terörizmi aşağıda şekilde tanımlamaktadır. “Terörist eylemler:
a) “Bir ülkenin ceza hukukunu ihlal eden, yaşamı, fiziksel bütünlüğü, bireyinözgürlüğünü tehlikeye atan, kişilerin, belirli sayıda insanların veya gruplarınölümüne veya ciddi bir şekilde yaralanmasına sebep olan, kamusal veyaözel
mülkiyete, doğal kaynaklara, çevreye veya kültürel mirasa, zarar veren veyazararverme ihtimali bulunan ve: - Sindirmek, korkuya düşürmek, zorlamak, baskı yapmak veya bir hükümeti, kurumu, kuruluşu, genel halkı veya bir bölümünü, onlardan bir şey yapması veyabir şey yapmaktan sakınması veya belirli bir görüşü benimsemesi veya terketmesi
veya belirli ilkelere göre hareket etmesi için; veya - Bir kamu hizmetine, halka sunulan temel hizmetlerin sağlanmasına müdahaleetmek veya kamusal bir aciliyet yaratmak için; veya
- Bir devlet içinde genel bir isyan yaratmak için amaçlanan veya tasarlanan, b) Birinci paragrafta bahsedilen eylemleri işlemek kastıyla, herhangi bir kişininistihdam edilmesi, teşvik, sponsor olma, katkıda bulunma, yardımetme, kışkırtma,
33 Article 1/2 of the 1999 OIC Convention to Combat Terrörim. 34 Article 1/3 of the 1999 OIC Convention to Combat Terrörim.
cesaret verme, kalkışma, tehdit etme, tuzak kurma, organize etme
35
, şeklindeki
eylemleri ifade etmektedir. Bu konuda bahsetmek istediğimiz son bölgesel seviyede imzalanmış sözleşme, Terörizm hakkında Arap Sözleşmesidir. Bu sözleşmede terör tanımı aşağıdaki şekildeyapılmaktadır. “Terörizm;
Saik ve amacı ne olursa olsun, bireysel veya kolektif suç planlarının uygulanması
sırasında oluşan ve insanlar arasında panik yaratmak için çabalayan, insanlara zarar vererekkorkuya sebep olan veya onların yaşamlarını, özgürlük ve güvenliğini tehlikeye atanveyaçevreye, kamusal veya özel tesisata veya mülkiyete zarar vermek için uğraşan veya onları
işgal eden veya onlara el koyan veya doğal kaynakları riske atmak için çabalayan herhangi
bir şiddet eylemi veya şiddette bulunma tehdidi36” olarak tanımlanmaktadır. Hem bölgesel seviyede hem de uluslararası anlamda imzalanmış tümsözleşmelerebakıldığı zaman, terörizmin bazı ortak unsurlarını aşağıdaki şekilde çıkarmak mümkündür
37
. 1. Şiddet eylemi: şiddet kişilere veya mülkiyete karşı olmalıdır. Terör eylemleri, birtaraftan cinayet, yaralama ve işkenceyi diğer taraftan, gemi ve hava araçlarınınkaçırılması eylemlerini kapsamına alabilir. 2. Eylemler belirli bir plan çerçevesinde, belirli bir amaç için mükemmel vetasarlanmış bir şekilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmelidir. 3. İnsanlar arasında korku ve panik yaratmak terör eyleminin tipik unsurudur. Terörkurbanları, teröristin esas hedefi değildir. Amaç, insanları yok etmek değil, ancakkurban ait olduğu grup içerisinde korku yaratmaktır. “Terörizmin en temel özelliği, şüphesiz belirgin genel doğası itibarıyla, genel
korku ve dehşet oluşturmaktır. Her bir terörist eylem, doğal olarak bize verilenbirmesajdır ve sizin çocuklarınız bir sonraki kurban olabilir demektedir
38
.” 4. Amacın gerisindeki temel dürtü, hükümetten bir imtiyaz koparmak veya çeşitli
kurum ve kuruluşları belirli bir şekilde hareket etmeye en azındanonlarınfikirlerine karşı saygılı olmaya zorlamaktır. Bu açıdan, terörist eylemler, diğer adi
suç fiillerinden ayırt edilebilir. 5. Terörizm bugün ulular arası bir özellik arz etmektedir. Dünyanın küresel bir köyhaline geldiği söylemi gerçektir. Terör eylemlerinin nedeni ve sonucu sadecebir35 Article 1/3 of the OAU Convention on the Prevention and Combating of terrörism. 36 Article 1 /2 of the Arab Convention on Terrörism. 37 Oktem, s.8-10; Duffy, s.32-35. 38 Wybo, s.119.
ülke toprakları ile sınırlı değildir. Başka bir ifadeyle, terör eylemleri sınır aşanbiretkiye sahiptir. Çoğu terör örgütlerinin bazı devletlerden askeri, siyasi vepsikolojik destek aldıkları görülmektedir. Siyasi destek olmadığı zamanlarda, terörörgütü üyeleri, terör eylemleri için silah tedariki sağlamak için, uluslararası silahtacirleriyle iletişim kurmaktadır. Terör eylemlerinin ne zaman uluslararası bir niteliğe sahip olduğunu belirlemekgerekmektedir. Terör eyleminin, uluslararası bir nitelik kazanması için, birden fazla ülkedegerçekleşmesi veya birden fazla ülkeyi etkilemesi veya uluslararası bir kuralı ihlal etmesi
veya uluslararası alanda koruma altına alınan bir hedefe karşı yöneltilmiş olmalıdır. Bu bağlamda ilk olarak, eğer saldırganlar ve kurbanlar farklı ülkelerin vatandaşları iseveya onların idaresi kısmen veya tamamen yabancı bir veya birden fazla ülkedeyürütülüyorsa, o zaman eylemin uluslararası niteliğinden bahsetmek mümkündür
39
. İkinci olarak, savaşçı olmayan nüfus, uluslararası diplomat veya memurlar veyauluslararası sivil havacılık veya uluslararası sivil deniz seferi tesisleri teröristler tarafındanhedef alınmışsa, o zaman, terör eyleminin uluslararası alanda koruma altına alınan bir hedefeyöneltildiği kabul edilmektedir
40
. Son olarak, aşağıdaki eylemlerin uluslararası alandayasaklanmış davranışlar ve uluslararası terör suçları olarak varsayılmaktadır
41
. 1. Saldırı - Savaş suçları
- İnsanlığa karşı suçlar
- Soykırım
- Irkçılık
- Yasadışı insan üzerinde deney yapma
- İşkence
- Kölelik ve köle benzeri muamele
- Korsanlık ve deniz seferinin güvenliğine yönelik eylemler
- Uçak kaçırma, hava araçlarının sabotajı, hava limanlarında şiddet eylemleri
- Diplomatların ve diğer uluslararası korumaya sahip kişilerin kaçırılması
- Sivillerin rehin alınması
- Ciddi çevresel zarar verme eylemleri
- Temel insan haklarının ağır bir şekilde ihlal edilmesi. 39 Bassiouni-Nijhoff, s.710. 40 Age, s.710. 41 Age, s.711.
2.3. Uluslararası Alanda Alınan Tedbirler
Daha önce ifade edildiği gibi, hem sektörel hem de bölgesel temelli uluslararası
alanda imzalanmış birçok sözleşme bulunmaktadır. Ek olarak, Birleşmiş Milletler Genel
Meclisi ve Güvenlik Konseyi uluslararası sözleşmelerin uygulamasını göstermekveterörizmle mücadele etmek için yöntem belirlemek için kararlar benimsemiştir. Ancakulusal
hukuka bakıldığı zaman, hukuku uygulayan organların ve mahkemelerin, terörizmlemücadeleye hazır olmadıkları görülmektedir. Eğer birisi ulusal alanda terör suçuişlerse, yetkili mahkemenin şüpheli failleri yargıla gücü bulunmaktadır ve hukuku icra etmeklegörevli memurların mahkeme karalarını yerine getirme görevi bulunmaktadır. Tersine olarak, uluslararası hukukta, uluslararası bir mahkeme olmadığı gibi, uluslararası hukuku icra/infazetme kurumları da bulunmamaktadır. Bu nedenle, terörle mücadelede, uluslararası alanda hangi tedbirlerin alınacağı venasıl uygulanacağı önemli bir unsur olarak bulunmaktadır. En önemlisi, terörizmle etkinolarak nasıl mücadele edileceği ve uluslararası seviyede nasıl bir tepki verileceği önemini
sürdürmektedir. Bu sorulara cevap vermek için, Birleşmiş Milletler Genel Meclisi veGüvenlik Konseyi tarafından kabul edilen güncel kararları, alınan tedbirleri ve benimsenenstratejileri göstererek tartışmak istiyoruz. Uluslararası yasal çerçeveler başlığı altında ifade edildiği gibi, 9 Eylül 1994 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Meclisi 49/60 sayılı kararı benimsemiştir. Bu kararda birçoktedbirler kabul edilmiştir. Çok daha kapsamlı bir adım 60/28 sayılı kararla 2006yılındaatılmıştır. 60/28 sayılı karar, 49/60 sayılı kararda bulunan tüm tedbirleri kapsamaktadır veayrıca ek tedbirler getirmektedir. Ayrıca ilk kez bir eylem planı hazırlanmıştır. Bukararincelendiğinde dört sütun halinde aşağıdaki tedbirlerin listelendiğini görmekteyiz
42
. Terörizmin yayılmasına sebep olan koşulları ele alan tedbirler Terörizmle mücadeleye ve onu önlemeye ilişkin tedbirler
42 The Report on the United Nations Global Counter-Terrörism Strategy by the General Assembly on 17 June2010.
Terörizmle mücadeleye ve onu önlemeye yönelik devlet kapasitesini inşaetmeye ve bu konuda Birleşmiş Milletler sisteminin rolününgüçlendirilmesine dair tedbirler Terörizmle mücadele ederken ana temel olarak hukukun üstünlüğüileherkes için insan haklarına saygıyı garanti altına almaya yönelik tedbirler. Genel olarak söyleyebiliriz ki, karar, siyasi, yargısal, ekonomik ve sosyal tedbirleröngörmektedir ve üye devletlere birçok sorumluluk yüklemektedir. 2.3.1. Terörizmin Yayılmasına Sebep Olan Koşulları Ele Alan Tedbirler
Bu tedbirlerin amacının önleyici tedbirler almak olduğunu düşünüyoruz. Bugünterörizmle mücadelenin amacının, sadece teröristleri yakalamak ve onları yargı önünegetirmek olmadığını aynı zamanda terörizme neden olan nedenlerin ortadan kaldırmakolduğunu vurgulamak gerekmektedir. 60/28 sayılı karar bu gerçeği ifade etmektedir. Hiçbirgerekçe terörizme mazeret olmamalıdır. Örneğin, hukukun üstünlüğünün olmaması, insanhakları ihlalleri, etnik, milli ve dini ayrımcılık, siyasi ötekileştirme, sosyal ve ekonomikmarjinalleşme, iyi bir idareden yoksun olma teröre mazeret olmamalı ve onu meşruhalegetirmemelidir. Bir taraftan, 60/28 sayılı karar bunları ifade ederken, diğer taraftanaynı
zamanda, terörizmin nedenlerinin tespitini de yapmış olmaktadır. Çünkü bu olumsuzkoşulların bir ülkede olması terörün ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmanınkapsamı dikkate alındığında, sadece önemli olduğunu düşündüğümüz tedbirleri vurgulamakistiyoruz. Eğer, kültürler, dinler ve medeniyetler birbirleriyle yakınlaşmaya başlarsa veyaonlararasındaki mesafe azalırsa, insanlar sorunlarını, barışçıl bir şekilde müzakere ederekçözebilirler. Diyalog, hoşgörü ile medeniyetler, kültürler, insanlar ve dinler arasında karşılıklı
anlayış onları birbirlerine yaklaştırarak, dünya barışına ve terörizmi ortadan kaldırmakiçinengüçlü çözümün bulunmasına katkıda sağlayacaktır. 60/28 sayılı karar, bu gerçeklerin altını çizmekle birlikte, üye devletlerin aşağıdaki
yükümlülüklere sahip olması gerektiğini ifade etmektedir. “Medeniyetler, kültürler, insanlar ve dinler arasında iletişimi, hoşgörüyü, karşılıklı anlayışı teşvike etmek, Dine, dini değerlere, inanca ve kültürlere hakareti önlemek ve karşılıklı
saygıyı teşvik etmek
43”
43 Resolution 60/28 of 20 September 2006.
Ek olarak, terörizmin yayılmasını önlemek için alınan en önemli tedbirlerdenbirisi
terör kavramının tanımlanmasıdır. Daha önceki bölümlerde bu konuya değinildiği gibi, ortakbir terör tanımı olmadığından bu durum, faklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmakta, aynı zamanda, uluslararası toplumun terörle mücadelesini engel olmaktadır. Terörle etkinbirşekilde mücadele edebilmek için, ortak bir terör tanımının kabul edilmesi hayati bir önemesahiptir. 2.3.2. Terörizmle Mücadele ve Terörizmin Önlenmesine Yönelik Tedbirler
Terörizmle mücadele amacıyla alınan tedbirlerinin ikinci kategorisi, terörünönlenmesine ve onunla etkin bir şekilde mücadele edilmesine dair atılan adımlardır. Bubölümde, bu amaçla alınan tedbirlerin önemlisi olan birkaçından bahsedilecektir. Öncelikle sözleşmeye üye devletlerin kendi toprak alanlarında terörist aktiviteleringerçekleştirilmesine izin vermemesi ve bu aktivitelerin önlenmesine dair uygun tedbirleri
alması için yükümlülükleri bulunmaktadır. 60/28 sayılı BM kararıyla üye devletler; “Terör tesislerinin veya eğitim kamplarının veya başka devletlerevevatandaşlara karşı suç işlemek kastıyla terör eylemlerinin örgütlenmesi ve eylemhazırlığının yapılmasına yönelik, her bir ülke kendi bölgelerinin kullanılmamasını
sağlayacak uygun pratik tedbirleri almak için kararlı olduklarını vurgulamışlardır.”Bu çok önemli bir tedbirdir. Çünkü teröristler, emniyet içinde yaşayacağı ve kendi
karargâhlarını kuracağı bir yer ihtiyacı içindedirler. Eğer üye devletler kendi topraklarınınbunedenlerle kullanılmasına izin vermez ise, onlar, planlarını organize edemeyecekleri gibi, böyle bir şey olması halinde ilgili ülke tarafından anında kolay bir şekilde yakalanmaları
mümkün olacaktır. Ancak günümüzde, bazı devletler, teröristlerin kendi ülke topraklarındafaaliyet icra etmesine imkân sağlamaktadırlar. Örneğin, İran ve Suriye ki buülkelerTürkiye’ye komşu ülkelerdir, PKK terör örgütüne kendi ülke topraklarında faaliyetleri icraetmesine be o topraklarda barınmasına fırsat tanımaktadır. Bu nedenle, teröristler İranveSuriye sınırları üzerinden Türkiye topraklarına giriş yaparak, hem sivil hemde askeri
personele saldırı yapmakta ve tekrar ilgili ülkelerdeki güvenli bölgelerine geri çekilmektedir. Bu şekilde terörle mücadele etmenin ve terörü ortadan kaldırmanın imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca, BM’ye üye devletlerin, terörle mücadele amacıyla uluslararası işbirliğini
geliştirmeye yönelik yeterli adımları atmaları noktasında sorumlulukları kabul edilmiştir. Bilindiği gibi, hâlihazırda uluslararası alanda bir zorlayıcı icra kurumu mevcut değildir. Bunedenle teröre karşı ülkeler arasında işbirliği, bu mücadeleye ciddi anlamda katkıda
bulunacaktır. Hem 60/28 sayılı kabul edilen BM kararında benimsenen amaçlara uluşmakhem de alınması gereken tedbirlerin uygulanmasını temin etmek için uluslararası işbirliği
hayati önem arz etmektedir. BM’ye üye devletler kendi aralarında işbirliğini geliştirmekiçinne kadar istekli çalışırlarsa, terörizmle mücadelede belirlenen hedeflere o orandayaklaşacaklardır. BM kararının içeriğinden anlaşılacağı üzere, bazı tedbirler, şüpheli faillerinsoruşturulması, sınır dışı edilmesi ve eylemlerin önlenmesinden daha ziyade faillerincezalandırılması ile ilgilidir. Bu alanda tüm BM’ye tüm üye devletler, terörizmi etkili bircezalandırma yapmak suretiyle suç olarak kabul etme yükümlüğüne sahiptir. Üye devletler, aynı zamanda, kısa bir süre içinde, teröristleri yakalamak için etkin bir soruşturma yapmaklayükümlüdür. Eğer sanık, ilgili üye devletin kara sahası dâhilinde ise, istek üzerine, faili
yargılamak için istekte bulunan devlete sınır dışı etmek etmelidir. Yalnızca eylemi
gerçekleştiren failler değil, destek veren, kolaylaştıran, eylemin işlenmesine teşebbüs veyaiştirak eden, terör eylemlerini finanse eden, herkes, soruşturulmalı ve uygun bir zamaniçindecezalandırılmalıdır. Bu durumda, hukuku uygulamakla görevli kurumlar arasında karşılıklı
adli yardımlaşma ve işbirliği çok önemlidir. Eğer devletler, terörle mücadelede netice almakistiyorlarsa, karşılıklı yasal yardımlaşma içerisinde, aşağıdaki yargısal konularda işbirliği
yapmak zorundadır: Bilgilerin değişimi Terör faillerinin sınır dışı edilmesi Yabancı mahkemeler tarafından verilen kararların tanınması Tanıklar, uzmanlar ve soruşturulan kişilerin duruşmada hazır edilmesi Hukuku uygulamakla yükümlü kurumlar arasında işbirliği Yargısal kararların kaydının tutulması yetki verme talebi44 vb. BM Genel Meclisi(BMGM) tarafından kabul edilen kararlarda öngörülen tedbirlertepkisel olmaktan ziyade önleyici yasal yaptırımlardır. “önleyici yasal yaptırımlar, zatenişlenmiş olan suçlara tepki vermekten daha ziyade, işlenmekte olan suça müdahale etmeveyaonu önlemeyi vurgulamaktadır
45
. Uluslararası toplumun önleyici yasal yaptırımbenimsediğini gösteren örneklerden birisi, 60/28 sayılı BM kararında düzenlenen hükümdür. Buna göre; her bir devlet, terör eylemlerini hoş görmek, cesaretlendirmek, finanse etmek, 44 Wybo, s.166. 45 Laborde, s.10.
onlara iştirak etmek, eylemleri kolaylaştırmak, kışkırtmak ve organize etmekten kaçınmaveher bir üye devletin kendi topraklarında terör tesislerine, eğitim kampına, başka bir devleteveya devlet vatandaşına karşı suç işlemek amacıyla terör eylemlerini örgütlemesinevehazırlamasına imkân vermemesini sağlamak için uygun pratik tedbirleri alma yükümlülükleri
bulunmaktadır. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi(BMGK) tarafından kabul edilen 1373 sayılı karardabaşka bir terörü önleyici yaklaşım sergilenmiştir. Buna göre, tüm üye devletler;
a) Terör eylemlerinin finansmanını baskılamalı ve önlemelidir. b) Teröristlere silah tedarikini ortadan kaldırmak ve terör gruplarının üyelerininişealınmalarını önlemek de dâhil, terör eylemlerine karışmış kişi ve girişimlereaktifveya pasif destek sağlamanın her çeşidinden sakınmalıdır. c) Terör eylemlerinin işlenmesini önlemek için, bilgilerin karşılıklı mübadelesi
yoluyla, başka bir devlete erken uyarıda bulunma da dâhil, gerekli adımları
atmalıdır. d) Terör eylemlerini planlayan, işleyen, işlenmesine destek veren ve teröreylemlerini finanse eden kişiler için güvenli bir liman olmaya reddetmelidir
46
. 2.3.3. Birleşmiş Millet Sisteminin Rolünü Güçlendirmek ve Terörizmle Mücadele Etmek ve Terörizmi
Önlemek İçin Üye Devletlerin Kapasitesini İnşa Etmek için Kabul Edilen Tedbirler
Bu alandaki tedbirler, üye devletlerin kapasitesini artırmak ve BM’ninrolünügüçlendirmek için kabul edilmiştir. Bugün üye devletlerin hepsi aynı koşullar içinde değildir. Bazıları ekonomik sorunlara çözüm bulmakla uğraşırken, diğerleri, nitelikli personel ihtiyacı
içerisindedirler. Teknolojik gelişme, bir üye devletin terörle mücadelesinde yeterli
olmayabilmektedir. Aynı zamanda, bazı üye devletler, etkili bir yargısal ve yönetimsel
altyapıya sahip olmayabilmektedir. Bu nedenle, üye devletlerin kapasitesini artırmakiçin, teröre karşı mücadelede uyum ve işbirliği, BM kararıyla teşvik edilmektedir. Örneğin, tedbirlerden birisi, ilgili BM kararını uygulamaya yönelik üye devletlerin kapasitelerini
geliştirmek amacıyla, üye devletler ile kontur terörizmle ilgilenen BMkurumları, ilgili uzmanbürolar, ilgili uluslararası, bölgesel veya bölge altındaki örgütler, gönüllü gruplar arasındaişbirliğini ve teknik yardımla ilgili bilgilerin uygun ve sık bir şekilde değişimini ve gelişimini
sağlamak için, düzenli, resmi olmayan toplantılar düzenlemek dâhil, tedbirler almayı
cesaretlendirmektir
47
.
46 Age, s.11. 47 20 Eylül 2006 tarihli, 60/28 sayılı BM kararı.
Bu başlık altında düzenlenen hedeflere ulaşmak amacıyla, ilgili BMkararı, BMkontur terörizm ve teknik yardım projesi gibi projeleri desteklemek için üye devletleri
cesaretlendirmektedir. Ek olarak, üye devletlerin, terörizmle mücadele etmek içinözel
sektörlerin kapasitelerini artırmaya yönelik katkı verebilmelerini teşvik etmektedir.
2.3.4. Terörizmle Mücadele Ederken Ana Temel Olarak Hukukun Üstünlüğü İle Herkes İçin İnsan
Haklarına Saygıyı Garanti Altına Almaya Yönelik Tedbirler
Terörizm her şeyden önce bir insan hakkı ihlalidir. Medeni ve siyasi haklarsözleşmesinin altıncı maddesi, her insanoğlunun doğal olarak yaşam hakkına sahip olduğunudüzenlemektedir. Bu hak hukuk tarafından korunmalıdır. Hiç kimse keyfi bir şekilde yaşamhakkından mahrum bırakılamaz. Bu nedenle, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinintarafı
olan uluslararası toplum, insanları ölmekten ve terör saldırılarından kurtarmakiçinsorumlulukları vardır. Ancak bu sorumluluğun gereği yerine getirilirken, insan hakları ileterörizmle mücadele arasında denge kurulmak zorundadır. Başka bir ifadeyle, devletler, terörle mücadele ederken, özellikle başta uluslararası insan hakları hukuku olmak üzere, diğeruluslararası yükümlülüklere ve uluslararası hukuka uyması gerekmektedir. Ayrıca BMGenel
Meclisi, üye devletlerin, terörle mücadele sırasında insan haklarına saygı göstermeyi veterörle mücadelenin en temel unsuru olarak hukukun üstünlüğüne uyulmayı garanti altınaalmak için gerekli tedbirleri alması gerektiğinin altını çizmektedir
48
. Teröre karşı alınması gerekli tedbirlerle ilgili söylenecek çok şey bulunmaktadır. Ancak çalışmanın kapsamı tüm tedbirler irdelemek için yeterli olmadığını ifade etmekisteriz.
4820 Eylül 2006 tarihli, 60/28 sayılı BM kararı.
Bölüm III: Avrupa Birliği Hukukunda Terörizm3.1.Avrupa Birliği Yasal Çerçevesi
Avrupa birliği hukukunda terörizmle mücadeleye dair bir çok yasal düzenlemebulunmaktadır. Bu konuda ilk önce iki temel sözleşmeyi irdelemek istiyoruz. Bilindiği gibi, Lizbon Sözleşmesinden sonra, iki temel yasal metin Avrupa Birliği hukuku olarakifadeedilmiştir. Onlardan birisi, Avrupa Birliği Sözleşmesi, diğer ise, Avrupa Birliğinin İşleyişineDair Sözleşmedir. Avrupa Birliği(AB) Sözleşmesi’nin üçüncü maddesinin ikinci fıkrasında; “suçla mücadele, suçların önlenmesi, dış sınır kontrolleri, sığınmavegöçmenlikle ilgili uygun tedbirlerle bağlantılı olarak, kişilerin seyahat özgürlüğününgaranti altına alındığı, Birlik içerisinde sınırlar ortadan kaldırılarak, Birliğin, vatandaşlarına özgürlük, güvenlik ve adalet alanı sağlaması gerektiği” düzenlenmektedir. Bu düzenlemeye göre, AB vatandaşlarını terör gibi suçlardan korumak içingerekli
tedbirleri alması gerektiği vurgulanmaktadır. AB üye devletlerarasında sınırları ortadankaldırırken, terör örgütleri, üye devletlerin birinin topraklarına girme ve o ülkeye saldırıdabulunma fırsatına sahip olmaktadır. Bu nedenle, aynı zamanda, AB böyle eylemlerekarşı
yeterli yaptırımları karara bağlamak zorundadır. AB’nin İşleyişine Dair Sözleşmenin75. maddesinde, özgürlük, güvenlik ve adalet başlığı altında, AB hukuku, Avrupa Birliği
Parlementosuna(ABP) ve Avrupa Birliği Konseyine(ABK), doğal ve tüzel kişilerin, gruplarınve devlet dışı teşebbüsler tarafından tutulan, sahibi olunan ve bunlara ait olan ekonomikkazanımların, fonların, finansal yatırımların dondurulması gibi, parasal hareket ve ödemelerleilgili olarak, gerekli yönetsel tedbirleri almak için yetki vermektedir. Bu madde çerçevesinde ABP ve ABK, vatandaşlarına özgürlük, güvenlik ve adalet
alanı sağlamak için terörizm hakkında karar(resolution) alma yetkisine sahiptir. Ayrıca, ABP ve ABK aynı zamanda, terörizm, insan ticareti, kadınların ve çocuklarıncinsel olarak suiistimali, yasadışı uyuşturucu ticareti, yasadışı silah ticareti, kara para aklama, yolsuzluk, ödeme araçlarının sahteciliği, bilgisayar suçları, organize suç gibi belirli bazı
suçları tanımlamak ve bu suçlarla ilgili minimum kuralları tespit etmek için direktifdüzenleme yetkisine sahiptirler
49
. Son olarak, doğrudan terörizmle ilgili olmasa bile, AB’nin İşleyişine DairSözleşmenin 215. maddesinden bahsetmek istiyoruz. Çünkü bu hüküm, ABK’ye üçüncüülkelere, doğal ve tüzel kişilere, gruplara, devlet dışı örgütlere karşı ortak yabancı ve49 Bakınız, Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Sözleşmenin 83. maddesi.
güvenlik politikası alanında, ekonomik ve finansal konularda sınırlayıcı tedbirler almakiçinyetki vermektedir. ABK, bu düzenleme çerçevesinde terörizmkonusunda birçoktüzük(regulation) kabul etmiştir. Daha sonra bu tüzüklerden bir kısmı inceleme konumuzolacaktır. Bahsedilen hükümlerden anlaşılacağı üzere, AB, kendi kurumlarına, teröre karşı
mücadelede yetki/görevler vermiştir. Bu yetkilerin temelinde, ABK, birçok tüzük, çerçevekarar, teröre karşı mücadelede ortak eylem planı kabul etmiştir. Onlardan bazısı şuşekildedir
50
: 13 Haziran 2002 tarihli Terörizmle Mücadeleye Dair Çerçeve Karar Terör eylemleri esnasında, yaşama, vücuda, kişisel özgürlüğe ve mülkiyetekarşı işlenmiş veya işlenmesi muhtemel olan suçlarla Europol’unilgilenmesine yönelik talimat veren 3 Aralık 1998 tarihli Konsey Kararı AB üye devletleri arasında özelleştirilmiş anti-terörizmişbirliğini sağlamakiçin, anti-terörist görev, yetenek ve uzmanlığı olan bir direktör kurulması veidamesi ile ilgili 15 Ekim 1996 tarihli, 96/610 sayılı ABK Ortak EylemPlanı 29 Haziran 1998 tarihli, 98/428 sayılı, Avrupa yargı ağının kurulmasınadairABK Ortak Eylem Planı 21 Aralık 1998 tarihli 98/733 sayılı ABK Eylem Planı 9 Aralık 1999 tarihli, terör gruplarının finansmanıyla mücadelede işbirliği
üzerine ABK Tavsiye Kararı 27 Mayıs 2012 tarihli, Usame Bin Ladin ve El Kaide Ağı ve Talibanlabağlantılı belirli kişi ve kuruluşlara karşı yöneltilen özel sınırlayıcı tedbirleröngören 881/2002 sayılı ABK Tüzüğü
3.2. Terörün Tanımı
Londra kamu taşıma sistemi üzerinde intihar bombacısı saldırısı, Madrid trenyoluüzerindeki saldırı ve 1972 yılında 11 İsrailli atletin öldürülmesi gibi çoğu terör olayları
olduğundan Avrupa’nın terörle çok ciddi sorunları bulunmakta idi. Bu şok edici saldırılardansonra, Avrupa kurumları, terör mücadele etmek için önemli adımlar attılar. Son olarak, 11Eylül saldırısından sonra, AB, güçlü bir şekilde, terör eylemlerine karşı, etkin tedbirler almakve kapsamlı, uyumlu ve geniş bir şekilde terör tanımını tapmak zorundaydı. Gerçekten, 1977 yılında Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen terörizmdair ilksözleşme, tüm üye devletlerin tarafı olduğu ve terörizme dair Konsey Çerçeve kararı gibi
50 Bakınız, http://eur-lex.europe.eu/en/dossier/dossier.
Avrupa Birliğinin yasal çerçeve çalışmalarının kendisine atıfta bulunduğu, TerörünÖnlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi’dir. Ancak bu sözleşmede de somut ve tutarlı bir terörtanımı bulunmamaktadır. Daha ziyade, birinci maddede uluslararası sözleşmelerde zatenkabul edilen, terör suçlarının listesi bulunmaktadır. Terörün Önlenmesine Dair AvrupaSözleşmesi, bireylerin yaşamı, fiziksel bütünlüğü, özgürlüğü ve mülkiyetine karşı şiddet
eylemlerinin siyasi suç, siyasi suçla bağlantılı suç veya siyasi saiklerle işlenen suçlar olarakkabul edilmemesi için üye devletlere yükümlülükler getirmektedir
51
. Eylül 11 saldırılarınınmeydana gelmesinden altı gün önce Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Konseyi’ninteröralanında, cezai eylemlerin tamamlayıcı unsurları ve eylemin cezasını tespit etme ve cezai
meselelerde verilen kararların karşılıklı tanınması ilkesi dâhil, bir çerçeve kararınbenimsenmesi hususunda tavsiyede bulunmuştur
52
. Ayrıca, 21 Eylül 2001 tarihindegerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, Avrupa Konseyi, AB hukukunda ortak bir terörtanımının yapılmasının gerekliliğini kabul etmiştir. Müzakere aşamasından sonra, Konseytarafından 12 Haziran 2002 tarihinde bir çerçeve karar benimsenmiştir
53
. Bu çerçeve kararınbirinci maddesi, terörün tanımını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, aşağıdaki durumlardauluslararası eylemler terör eylemleri olarak kabul edilmelidir. Eğer doğası ve kapsamıyla bir ülkeye veya uluslararası bir örgüte;
a) Ciddi bir şekilde toplumu korkutmak, veya
b) Hükümeti veya uluslararası bir örgütü sebepsiz yere herhangi bir eylemi
gerçekleştirmek ve gerçekleştirmekten sakındırmaya zorlamak, veya
c) Bir ülkenin veya uluslararası bir örgütün, temel siyasi, anayasal, ekonomikveyasosyal yapısını ciddi olarak yok etmek veya istikrarsızlığa sevk etmek amacıylaağır zarar verebilecek eylemler terör eylemleri olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, ulusal hukukta da eylemin terör suçu olarak tanımlanması gerekmektedir. Bu tanımı kullanarak Avrupa Birliği hukukunda terörün belirli başlı bazı unsurlarını
şu şekilde çıkartabiliriz. Bu bağlamda, terör eylemleri, diğer adi suçlardan objektif vesübjektif unsurlar açısından ayrılabilme imkanı bulunmaktadır. Terör suçunun objektif unsurundan söz ederken, iki ana unsuru vurgulamakgerekir. İlk önce, Avrupa Birliği üye devletleri onların kendi iç hukukunda terörü suç olaraktanımlamalıdır. Bu uluslararası hukukta geçerli olan uluslararası kuruluşlarınyargı/soruşturma yetkisinin taliliği/ikincilliği(the principle of subsidiarity) ilkesine Avrupa51 Bakınız, Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesinin ikinci maddesi. 52 Dumitriu, s.585-586. 53 Age, s.589.
Konseyinin dikkat çekmesinin bir sonucudur
54
. Bu bağlamda, tüm üye devletler, kendi cezakanunlarında çerçeve kararın birinci maddesinin “a” ila “i” bendi arasında tespit edileneylemleri, suç olarak kabul etmeleri gerekmektedir
55
. Bu doğrultuda, uluslararası hukuktakabul edilen tüm terör suçlarının Çerçeve Kararın içeriğinde var olduğunu görüşüne iştirakediyoruz
56
. Terör suçlarının objektif unsurlarından ikincisi, eylemlerin bir ülkeye veyauluslararası kuruma ciddi bir şekilde zarar vermesidir
57
. Ancak Çerçeve Kararda bir ülkeninne olduğunu açıklayan somut bir düzenleme bulunmamaktadır. Biz, insana, sivil ve kamumülklerine, politikacılara, diplomatlara ve kurum ve benzerlerine karşı işlenen eylemlerinbirülkeye karşı işlenen eylemler şeklinde varsayılmasını savunuyoruz. Terör suçlarının ikinci unsuru sübjektif unsurdur. Bu, terör eylemlerinin belirli biramaç için işlenmesi gerektiğini ifade etmektedir
58
. Başka bir ifadeyle, teröristler teröreylemlerini belirli bir amaç için işlemelidir. Bu amaçlar aşağıdaki şekilde Çerçeve Karardakendini bulmaktadır:
a) Ciddi bir şekilde toplumu korkutmak, veya
b) Hükümeti veya uluslararası bir örgütü sebepsiz yere herhangi bir eylemi
gerçekleştirmek ve gerçekleştirmekten sakındırmaya zorlamak, veya
54 Subsidiarity ilkesi; özel yetki alanına düşmediği müddetçe, Avrupa Birliği, sadece ve önerilen faaliyetinsonuçlarına ulaşmada üye devletlerin ya merkezi seviyede ya da bölgesel veya yerel seviyede yetersiz kaldığı
ancak faaliyetin kapsam ve etkisi dikkate alındığında daha ziyade Birliğin seviyesinde daha iyi sonuçlaraulaşmanın vaki olduğu durumlarda Avrupa Birliğinin gerekli tedbiri almak için eyleme geçmesini ifade eder. (Bakınız, Avrupa Birliği Sözleşmesinin birleştirilmiş versiyonunun beşinci maddesi.) 55 Birinci maddede düzenlenen suçlar aşağıdaki şekildedir:
a) Ölüme neden olabilecek şekilde bir kimsenin yaşamı üzerine saldırılar
b) Bir kimsenin fiziksel bütünlüğüne karşı yapılan saldırılar
c) Kaçırma ve rehin alma eylemleri
d) Muhtemel olarak insanoğlunun yaşamını tehlikeye atmak veya ağır ekonomik kayıplara sebep olmakiçin hükümete, kamu tesislerine, taşıma sistemine, bilgi sistemini kapsayan altyapı tesislerine, kıtasahanlığı üzerinde yerleştirilmiş sabit platformlara, kamusal alana yönelik toplu yıkıma nedenolaneylemler
e) Hava araçlarının, gemilerin, diğer kamu araçlarının veya mal taşıma sisteminin ele geçirilmesi
f) Biyolojik ve kimyasal silahların geliştirilmesi veya araştırılmasının yanında, nükleer, biyolojik veyakimyasal silahların, patlayıcıların veya diğer silahların kullanılması, tedariki, elde edilmesi, taşınması, üretimi veya bunlara sahip olunması
g) Tehlikeli maddelerin salınması, etkileri insan yaşamını tehlikeye atabilecek yangına, su baskınlarınaveya patlamalara neden olma
h) Su, enerji veya diğer herhangi bir temel doğal kaynakları etkileri insan yaşamını tehlikeye sokabilecekderecede bozmak veya bunlara müdahalede bulunmak
i) “a” ila “h” arasındaki bentlerde düzenlene eylemlerin herhangi birisini işleme tehdidinde bulunmak56 Bakınız, Dumitriu, s.595. 57 Age, s.595. 58 Age, s.596.
c) Bir ülkenin veya uluslararası bir örgütün, temel siyasi, anayasal, ekonomik veya sosyal yapısını ciddi olarak yok etmek veya istikrarsızlığasevketmek
Özet olarak, terörizm amaç ve saikleri bakımından siyasi, şiddet kullanmayaveyaşiddet kullanma tehdidine dayalı, yakın hedeflerinin ötesinde, müstakbel etki doğurmakiçintasarlanan, belirlenebilir emir komuta zinciriyle, hücre yapılanmasıyla, bir örgüt tarafındanyönetilen, bir devlet tarafından desteklenmesine rağmen onun tarafından işlenilmeyenbirsuçtur
59
.Çerçeve Karar, sadece terörün tanımını yapmakla yetinmeyerek, aynı zamanda, terörgruplarıyla ilgili veya terör aktiviteleriyle bağlantılı olan suçları tanımlamaktadır
60
. Terörist gruplar, ikiden fazla kişiyle yapılandırılmış, belirli bir zaman sürecindekurulan, işbirliği içinde terör suçlarını işlemek için hareket eden gruplar olaraktanımlanmaktadır. Yapılandırılmış/planlı grup ise, bir suçun rastgele ani olarak işlenmesi içinkurulmayan ve üyelerinin grup içerisindeki rollerinin belirli olması gerekmeyen, üyeliğindevamı veya gelişmiş yapıya sahip olma gibi unsurlara ihtiyaç duymayan grubuifadeetmektedir. Bu tanıma göre, her şeyden önce, ikiden fazla kişi terör suçları işlemek amacıylabirgrup kurmak için araya gelmelidir. İkinci olarak, belirli bir zaman süreci içinde, belirli birplan dâhilinde bir grup kurulmalıdır. Şans eseri meydana gelen bir grup, terör eylemlerini
gerçekleştirmek için kurulan yapılandırılmış/planlı bir grup olarak varsayılamaz. Üyeleri
arasında hiyerarşik bir ilişki zorunlu değildir. Bu bağlamda planlı grubun, yasadışı örgüttendaha geniş bir kapsama sahip olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü yasadışı örgütte hiyerarşikilişki
gerekli ve zorunludur
61
. Üyeliğin devamı ve üyelerin rolleri önemli değildir. Ayrıca, eylemin faili, yukarıda tanımlanan yapılandırılmış terör grubunun bir üyesi
olmasa bile, eğer bilgi ve materyal tedarik ederek grubu yönlendiriyorsa veya terörgruplarının suç içeren eylemlerine katkıda bulunduğu gerçeğini bilerek terör grubunaktivitelerine katılım sağlıyorsa veya herhangi bir şekilde grubun aktivitelerine maddi olarakdestek veriyorsa, terör suçu kapsamında cezalandırılacaktır
62
. Bu durumun ilk temel unsuru, kişinin bir terör grubuna yardım ettiğini bilmesi gerektiğidir. Eğer, kişinin herhangi birgrubun terör yönüne ilişkin bilgisi yoksa eylemini terör suçları kapsamına dâhil etmekmümkün değildir. 59 Mccormick, s.405. 60 Bakınız, Çerçeve Kararın ikinci ve üçüncü maddesi. 61 Age, s.598. 62 Bakınız, Çerçeve Kararın ikinci maddesinin ikinci fıkrası.
Terörist aktivitelerle bağlantılı suçlar, Çerçeve Kararın üçüncü maddesindesayılmaktadır. Birinci maddenin birinci fıkrasında listelenmiş eylemlerin birisini işlemekamacıyla, ağır hırsızlık eylemi, haraç, sahte idari belgeler hazırlamak gibi eylemler terörsuçları kapsamında olacaktır. Bu eylemlerin ortak özelliği, bunların normalde terör eylemi
olmamasına rağmen, terör eylemleri ile bağlantılı olmaları nedeniyle terör suçları kapsamındadeğerlendirilmesidir. Son olarak, terör suçuna kalkışmak, iştirak etmek, yardım etmek ve kışkırtmak, terörsuçu kapsamı içerisinde değerlendirilecektir
63
. 3.3. Avrupa Birliğinde Alınan Tedbirleri
3.3.1. Tedbirler
Terörle mücadele etmek için AB bünyesinde önemli tedbirler alınmıştır. Eğer etkili
tedbirler alınır ve uygulanırsa, terörün genel halk üzerinde etkisini azaltmak mümkünolacağından, uluslararası hukukta olduğu gibi, Avrupa Birliği hukukunda da terörlemücadelede birçok tedbirler alınmıştır. Bu tedbirlerden ilki, Konseyin 13 Haziran2002tarihinde “Terörle Mücadeleye Dair Çerçeve Karar’ı” kabul etmesidir. Bu Çerçeve Karar’la, somut ve etkin tedbirler benimsenmiştir. İkincisi, 30 Eylül 2005 tarihinde Avrupa Birliği Anti
Terörizm strateji belgesi ve bu strateji belgesiyle uyumlu olarak, 13 Şubat 2006tarihli
Terörle Mücadeleye Dair Avrupa Birliği Eylem Planı, Avrupa Konseyi tarafındankabul
edilmiştir., Avrupa Birliği bünyesi içerisinde teröre karşı tedbirler öngören birçok kararlar vetüzükler bulunmaktadır. Ancak bunların hepsini burada irdelemek bu çalışmanın amacını
aşacağından sadece bu iki yasal belgeyle ilgili kısa bilgi verilecektir. İlk olarak, Çerçeve Karar, terörle mücadelede, zorlayıcı, caydırıcı ve kapsamlı
tedbirler getirmiştir. Daha önce ifade edildiği gibi, bu Çerçeve Kararla benimsenen enönemli
yenilik, terör tanımının yapılmasıdır. Bu yenilik sayesinde, Avrupa Birliği hukukundaortakve uyumlu bir terör tanımına sahip olmuştur. Ayrıca, Avrupa Konseyi, genel halk üzerindeterörün etkisini azaltmak için üye devletleri birçok yükümlülüğe maruz bırakmıştır. Daha önceki bölümde incelendiği gibi, Çerçeve Karar, iç hukuklarında bazı suçları
terör suçları olarak kabul etmeleri için, üye devletlere sorumluluk yüklemiştir. Aynı zamanda, terör suçları için somut cezalar tespit etmektedir. Bu bağlamda, ilk önce Çerçeve Karar, üyedevletlerin terör suçlarını cezalandırması gerektiğini vurgulamıştır. İkincisi ve en önemlisi, 63Bakınız, Çerçeve Kararın beşinci maddesi.
terör suçlarında cezanın türlerini ve belirli bazı terör suçları için minimumceza miktarını
belirlemektedir. Örneğin, “ikinci maddede listelenmiş olan suçların, maddenin2-afıkrasındaki suçlar için 15 yıldan az olmamak üzere, hapis cezasıyla cezalandırılmasını
sağlamak için, üye devletlerin tedbirler alması gerektiğini” düzenlemektedir
64
. Bu düzenlemelerin amacı, Avrupa Konseyinin, terör suçları konusundaüyedevletlerin ceza hukukunu uyumlu hale getirmesidir. Konsey tarafından benimsenen diğer önemli tedbir, tüzel kişilerin sorumluluğudur. Ceza hukuku alanında tüzel kişilerin sorumluluğunun tartışmalı olduğunu ifade etmekzorundayız. Tüzel kişiler gerçek kişilerden oluştuğundan, suçu herkimişlerse işlesin, genel
kural olarak, suçu işleyen gerçek kişinin cezalandırılması cihetine gidilecektir. Bu doğrultuda, tüzel kişi içerisinde suç işlenirse, tüzel kişinin kendisinden ziyade, eylemi gerçekleştirengerçek kişinin cezalandırılması gerekir. Aksi takdirde, tüzel kişinin cezalandırılması, cezahukukunun genel ilkelerine aykırılık oluşturacaktır. Ancak tüzel kişiliğe idari cezauygulamak mümkündür. Çerçeve Karar, üye devletleri, yedinci maddeye göre, tüzel kişilerinetkin, orantılı ve caydırıcı idari ve adli veyahut diğer herhangi cezalarla sorumluluğunuteminedecek gerekli tedbirleri almakla yükümlü tutmaktadır
65
. Daha önce ifade edildiği gibi, tüzel
kişilik aleyhine cezai yaptırımlar uygulamanın, ceza hukukunun genel prensiplerine aykırı
olduğunu bir kez vurgulamak gerekir. İkinci olarak, Avrupa Birliği Anti Terörizm Strateji Belgesinde ayrıntılı tedbirleröngörülmektedir. Avrupa Birliği Anti Terörizm Strateji Belgesi, sütun sistemini
benimsemektedir. Bu bağlamda, her birinde farklı tedbirlerin öngörüldüğü, önleme, koruma, takip etme ve tepki vermeden oluşan dört farklı sütun bulunmaktadır. Önleme başlığı altında öngörülen tedbirlerin amacı, terör örgütlerinin yeni militandevşirmelerini önlemek, radikalleşmeye ve eleman teminine neden olacak tümsebepleri
ortadan kaldırmak için etkin yaptırımlar getirmektir
66
. Önleme başlığı altında, tedbirlerinamacı, altıncı paragrafta, teröristlerin sonraki nesillerinin teröriste dönüşmesini durdurmakveinsanların terör faaliyetlerine katılmasını engellemek olarak açıklanmaktadır. Buamacaulaşmak için en uygun araçlardan bazısının, Avrupa Birliği içerisinde güçlü bir demokratikatmosfere sahip olmak, eğitim ve ekonomik koşullar olarak sıralamak mümkündür. Aslında, Strateji Belgesi, iyi yönetimin teşvik edilmesi, demokrasi, eğitim ve ekonomikrefah, insanları terör eylemlerine katılmasını önlemede anahtar bir unsur olduğununaltını
64Bakınız, Terörizmle Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Çerçeve Kararının beşinci maddesi. 65 Bakınız, Terörizmle Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Çerçeve Kararının sekizinci maddesi. 66 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.7.
çizmektedir
67
. Aynı zamanda, yapılması gerekli diğer bir önlem, Avrupa Birliği içerisindeveya dışarısında kültürlerarası diyaloğu geliştirmektedir. Bu tedbir, Birleşmiş Milletlertarafından da benimsenmiştir. Dinler ve medeniyetler arası çatışmanın yerine, bu değerlerinbirbiriyle diyalog halinde olması, Strateji Belgesi tarafından güçlendirilmesi ve geliştirilmesi
gerekli önlemler arasında sayılmıştır. Önleyici tedbirlere ek olarak, ikinci sütunda, koruyucu tedbirler Strateji Belgesi
tarafından kabul edilmiştir. Bu tedbirlerin amacı, sınırlar, ulaşım ve kritik altyapı tesisleriningüvenliğinin sağlanmasıyla birlikte, vatandaşları ve alt yapı tesislerini korumak ve insanlarınterör saldırılarına karşı savunmasızlığı azaltmaktır
68
. Avrupa Birliği tarafından getirilenyeniliklerden birisi, üyeler arasında sınırların kaldırılmasıdır. Bu şekilde, Avrupa Birliği
vatandaşları, herhangi bir pasaport ve kimlik göstermeksizin, başka bir üye devlete gitmehakkına sahiptir. Buna rağmen, terör örgütleri bu uygun durumu, terör eylemi yapmakiçinfırsata dönüştürme tehlikesi vardır. Bu nedenle, sınır kontrolü, sivilleri, terör saldırılarındankorumak için hayati bir öneme sahiptir. Terör saldırılarını önlemek için, Konsey tedbir olarak, vize bilgi sisteminin kurulması ve ikinci Nesil Şengen Bilgi Sistemini benimsemiştir. Busistemi kullanarak, üye devletlerin yetkili kurumları arasında bilgilerin karşılıklı mübadelesi, mümkün hale getirilmiştir. Biyometri sisteminin kurulması Strateji Belgesinde benimsenenbaşka bir tedbirdir
69
. Üçüncü sütun, takip olarak adlandırılmaktadır. Amacı, sınırlar boyunca teröristleri
soruşturmak ve takip etmek ve küresel ölçekte, planlamayı, seyahati ve iletişimi engellemek;
destek ağlarını bozmak; parasal desteği ve malzemelere saldırı için erişimi kesmekveteröristleri adaletin önüne getirmek olarak ifade edilmiştir
70
. Bu sütunda, üyedevletlerarasında işbirliği ve eşgüdümün önemi vurgulanmaktadır. Terör saldırılarına hızlı vecaydırıcı bir şekilde tepki verilmesi, terörle mücadelede oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle, üye devletlerarasında işbirliği, hayati bir öneme sahiptir. Yargısal kararlarınkarşılıklı tanınması, terör örgütleri ve üyeleriyle ilgili bilgilerin mübadelesi, terör örgütlerinekarşı ortak operasyon, terör suçlarına ortak soruşturma, başka bir üye devlette olanterörsuçlarının delillerinin toplanması gibi işbirliği unsurları, bu sütunun başlığı altındadüzenlenen terörle mücadelede en önemli tedbir araçlarıdır. Polis ve yargı işbirliği, Avrupa67 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.9. 68 Bakınız, Terörizmle Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Çerçeve Kararının sekizinci maddesi. 69 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.11. 70 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.3.
tutuklama yetkisi, Avrupa delil yetkisi, Strateji Belgesinin amaçlarına ulaşmadaaynı
zamanda etkili araçlardır
71
. Son olarak, dördüncü sütunda, Tepki verme başlığı altında tedbirler düzenlenmiştir. Bu tedbirlerin amacı, kamu üzerinde saldırının etkisini ortadan kaldırmaktır. Herhangi birterör saldırısı olur olmaz, genel halk üzerinde bu saldırının etkisini minimuma indirmekvesivil nüfusun korunması bu başlık altında öngörülen tedbirlerdir. Örneğin, operasyonel vepolisiye bilgilerin hızlı paylaşımı, medya koordinasyonu ve karşılıklı operasyonel raporlarsunma, terör saldırısından sonra alınması gerekli olan önemli önlemlerden bazısıdır. Üyedevletlerin arasındaki dayanışma ve yardımlaşma, terör kurbanlarına ve onların ailelerinetazminat verme, terör saldırılarına ve diğer felaketlere verilecek tepki yönetimindeuluslararası kuruluşlarla eşgüdümün geliştirilmesi, tepkisel tedbirler içerisindedir
72
. Konsey tarafından, Strateji Belgesiyle uyumlu olarak, Terörizme Dair Avrupa EylemPlanı kabul edilmiştir. Yukarıda bahsedilen yasal belgelerin haricinde, Konsey tarafındanbenimsenmiş birçok karar, terör saldırılarına karşı tedbirler öngören ortak eylemlerbulunmaktadır
73
. Tüm bu yasal belgelerden bahsetmek bu çalışmanın kapsamını aşacağından, buçalışmada yalnızca, terörle mücadeleye dair güncel yasal belgelere odaklanılmıştır. 3.3.2. Kadi&Konsey Davası
Bu bölümde, Avrupa topluluğunun bireysel organizasyonlar hakkında BirleşmişMilletler Güvenlik Konseyinin benimsediği tedbirleri uygulama yetkisinin olup olmadığını
veya üye devletlerin Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen kararlara uyma yükümlülüğübulunup bulunmadığıyla ilgili olan Kadi&Konsey davasında ilk derece mahkemesi ileAvrupa Adalet Divanın kararları hakkında irdeleme yapmak istiyoruz. Bu bağlamda, Avrupatopluluğu hukuku ile uluslararası hukuk arasındaki ilişkiyi anlamada önemli bir yeri
olduğunu düşünmekteyiz
74
. Ayrıca, Lizbon Sözleşmesinden sonra, bahse konuilgili
hükümler, Kadi davası hakkında Avrupa Adalet Divanının kararına göre değişliğe uğramıştır. Uluslararası hukukta, Birleşmiş Milletler liderliği altında, terörle mücadele konusundabirçok kararlar kabul edilmiştir. Onlardan birisi Taliban rejimine karşı verilen mücadeleyleilgilidir. 1999 yılında kabul edilen, 1267 sayılı kararla ve Taliban rejiminin çökmesinden71 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.14. 72 Avrupa Anti Terörizm strateji Belgesi, s.16. 73 Onların bazısı, 3 Aralık 1998 tarihli, yaşama, vücuda, kişisel özgürlük veya mülkiyete karşı terör saldırısı
sırasında işlenmiş veya işlenmesi muhtemel suçlarla baş etmek için Europol’ a talimat veren Konsey Kararı; 12Ekim 1996 tarihli, 96/610 sayılı, Avrupa Birliği üye devletleri arasında uzmanlaşmış anti terörizmişbirliği
direktörlüğünün kuruluşu ve idaresine dair Konsey Ortak Eylem’i dir. 74 Bakınız benzer görüş için, Tridimas-Gutierrez, s.661.
önce 2000 yılında kabul edilen 1333 sayılı kararla, Birleşmiş Milletler, üye devletlere, Talibanın sahip olduğu ve yönettiği finansal kaynakları ve fonları dondurmak ve yukarıdabahsedilen kararların hükümlerini uygulamak için etkin tedbirler almaya yönelikyükümlülükler yüklemiştir
75
. Bu kararlarla birlikte, Avrupa Birliği Konseyi, Strateji Belgesinde öngörülenikinci
sütun içerisinde hareket ederek, Afganistan Talibanı açısından fonların ve diğer finansal
kaynakların dondurulması ve uçuş yasağı ile ilgili 2000 tarihli Tüzüğü
76 ve; Afganistanabelirli mal ve hizmetlerin ihracını yasaklayan, Afganistan Talibanı açısından fonlarınvediğerfinansal kaynakların dondurulmasını genişleten ve uçuş yasağını güçlendiren 2001tarihli
Tüzüğü kabul etmiştir
77
. Bu tüzüklerde, Avrupa Birliği Konseyi, bireysel organizasyonlarahakkında tedbirler benimsemektedir. Tüzüklerin başlangıç cümlelerine bakıldığında, AvrupaKonseyinin, bu tüzükleri, Avrupa Topluluğunu kuran sözleşmenin 60 ve 301. maddesinegörekabul etmiştir. Bu tüzükleri benimsedikten sonra, Taliban rejiminin çökmesindensonra, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen kararlarla uyumlu olarak, Avrupa Konseyi iki yeni
tüzük kabul etmiştir
78
. Bu tüzüklerde, Avrupa Konseyi sadece Avrupa Topluluğunukuransözleşmenin 60 ve 301. maddelerine değil, aynı zamanda 308. maddesine dayanmıştır
79
. Bu tüzüklerde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından belirlenenlistedebulunan çoğu bireysel organizasyonlar tedbirlere maruz kalmışlardır. Onlardan ilki, AvrupaBirliğinde önemli ekonomik çıkarları olan Suudi Arabistan vatandaşı, zengin Kadi kişisineuygulanan yaptırımlardır. O aynı zamanda yaptırımlar komitesinin listesindedebulunmaktadır
80
. Kadi, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ve etkinyargı
merci olmadığını iddia ederek, Avrupa Toplulukları ilk derece mahkemesinde, Avrupa75 Age, s.662. 76 Bakınız, http://www.hm-treasury.gov.uk./d/council_regulation_ec_337_140200.pdf. 77 Bakınız, http://www.hm-treasury.gov.uk./d/council_regulation_ec_467_060301.pdf 78 Onların ilki, Afganistana belirli mal ve hizmetlerin ihracını yasaklayan, Afganistan Talibanı açısından fonlarınve diğer finansal kaynakların dondurulmasını genişleten ve uçuş yasağını güçlendiren 2001 tarihli Tüzüğütekrar
eden, 27 Mayıs 2002 tarihli, 881/2002 sayılı, Usama Bin Ladin, El Kaide ağı, Talibanla bağlantılı belirli kişi vekurumlara karşı yöneltilen belirli, özel, kısıtlayıcı tedbirler getiren Konsey Tüzüğü. (bakınız, http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2002:139:0009:0022:EN:PDF)
Diğeri ise, fonların ve ekonomik kaynakların dondurulmasına istisnalarla ilgili olarak, 881/2002 sayılı 881/2002sayılı, Usama Bin Ladin, El Kaide ağı, Talibanla bağlantılı belirli kişi ve kurumlara karşı yöneltilen belirli, özel, kısıtlayıcı tedbirler getiren Konsey Tüzüğünü değiştiren 27 Mart 2003 tarihli, 561/2003 sayılı Konsey Tüzüğü(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2003:082:0001:0002:EN:PDF, ErişimTarihi:
07.05.2012) 79 Tridimas-Gutierrez, s.663. 80 Hilpold, s.152.
Konseyi tarafından kabul edilen 2062/2001 ve 467/2001 sayılı tüzüklerin iptali içindavaaçmıştır
81
. Kadi, aynı zamanda, Avrupa Konseyinin Avrupa Topluluğunu kuran sözleşmenin60ve 301. maddesine göre, sözü geçen konularda düzenleme yapma yetkisinin olmadığını iddiaetmiştir
82
. Bu davada en önemli sorular; birincisi Avrupa Konseyinin gerçek kişiler vebireysel organizasyonlara karşı tedbirler almak için yetkiye sahip olup olmadıkları, ikincisi
ise, Avrupa Birliği hukukunda Birleşmiş Milletlerin konu ile ilgili aldığı kararlarınuygulanma durumudur
83
. İlk önce Avrupa Birliği Konseyinin bahse konu Tüzükleri kabul etme yetkisi
konusunu irdelemek istiyoruz. Daha önce ifade edildiği gibi, Avrupa Konseyi bahsekonutüzükleri kabul ederken sadece Avrupa Topluluğu Sözleşmesinin 60 ve 301. maddelerinedeğil, aynı zamanda 308. Maddesine dayanmıştır. Avrupa Topluluğu Sözleşmesinin60. maddesi, ülkeler arasında kısmen veya tamamen ekonomik ilişkilere müdahale etme veyabuilişkileri azaltma gereği duyulursa, Avrupa Konseyinin, ilgili üçüncü ülkelerle ilgili olarak, sermayenin hareketi ve ödemelere dair temel acil tedbirleri almak için yetkisi bulunmaktadır. 301. madde üçüncü ülkelerle ekonomik ilişkileri düzenlerken, 60. madde, sermayeninhareketi ve ödeme gibi özel bazı ekonomik konuları düzenlemektedir. Maddelerdendeanlaşılacağı üzere, bireylere veya organizasyonlara karşı tedbir alınacağına dair herhangi birreferans bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, bu maddeler yalnızca ülkeleri kast etmektedir. Buna rağmen Avrupa Konseyi Bireylere ve Bireysel Organizasyonlara karşı yükümlülüklergetiren düzenlemeler benimsemektedir. Ayrıca, Avrupa Konseyi, ortak pazarın yürürlüğüsırasında, eğer gerekli ise, terör aktiviteleri hakkında uygun tedbirleri almak içinyetkiyesahip olduğunu düzenleyen 308. maddeye başvurmanın gerekli olduğu görüşünüsavunmaktadır
84
. Avrupa Topluluğu Sözleşmesinin 301. maddesi, , ikinci sütuna yerleştirilenortak, dış ve güvenlik politikası alanında gerekli adımları atmak için Avrupa Topluluğunayetki vermektedir. Başka bir deyimle, bu madde, hükümetler arası alanda, Toplulukhukukunda gerekli adımları atmak için Avrupa Konseyine imkân vermektedir. AvrupaTopluluğu Sözleşmesinin 301. maddesine göre, Avrupa Konseyi ortak güvenlikvedışpolitikasına göre, oybirliği ile karar alarak, ortak pozisyon ve ortak bir eylembelirleyecektir81 Tridimas-Gutierrez, s.663. 82 Hilpold, s.153. 83 Age, s.154. 84 Age, s.156
ve bu çerçevede, Avrupa Birliği Komisyonundan gelen teklifler hakkında, nitelikli
çoğunlukla karar alarak, gerekli acil tedbirleri alacaktır
85
. İlk derece mahkemesi, özellikle Taliban rejiminin çökmesinden önce, 60. ve301. maddelerin geniş yorumlanması gerektiği görüşünü savunuyordu. Bu geniş yorumaçısından, ilk derece mahkemesi, topluluk kurumlarının, sadece üçüncü bir ülkenin bir kısımbölgesini
fiziksel olarak kontrol eden kurum ve kişilere veya etkili bir şekilde idari sistemini kontrol
eden kişilere karşı değil, aynı zamanda, onlara finansal destek sağlayan ve onlarla bağlantılı
olan kişi ve kurumlara karşı da ekonomik yaptırımlar uygulama yetkisinin sahip olduğununaltını çizmiştir
86
. Özet olarak, Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi, Topluluğunsadecedevletlere karşı değil, aynı zamanda devletleri destekleyen veya doğrudan veya dolaylı olarakdevletleri kontrol eden devlet dışı aktörlere karşı da önlem alabileceğini ifade etmiştir
87
. Bunarağmen, Taliban rejiminin çökmesinden sonra, İlk Derece Mahkemesi, terör örgütlerininekonomik eylemlerine karşı gerekli adımların atılması noktasında yukarıda bahsi geçenmaddelerin uygulanmasında faklı bir tutum sergilemiştir. Mahkeme, hedeflenen bireylerleilgili ülke arasında bir bağlantının olmadığını iddia etmiştir. Avrupa Toplulukları
Sözleşmesinin 60, 301 ve 308. maddelerinin devlet dışı aktörlere karşı Avrupa Birliğinintedbir uygulaması için gerekçe olamayacağını ileri sürmüştür. Buna rağmen, İlkDereceMahkemesi, 60 ve 301. maddeyle bağlantılı olarak, 308. maddenin, tüzükler vasıtasıyla, devlet dışı terör aktörlerine karşı gerekli adımları atmak için Avrupa Topluluğuna gerekçeoluşturduğu görüşünü yinelemiştir. Başka bir ifadeyle, İlk Derece Mahkemesinin görüşünegöre, 60 ve 301 madde ile birlikte Avrupa Birliği Sözleşmesinin üçüncü maddesindedüzenlenen uyumluluğun gereklerinin hatırına, 308. madde, devlet dışı aktörlere karşı
tedbirler alınabileceğinin gerekçesi olabilecektir
88
. Diğer taraftan, Maduro (Avrupa Adalet Divanında hâkimi), İlk DereceMahkemesinden farklı bir görüşü savunmuştur. O, 301 maddenin devlet dışı aktörlerinteröraktivitelerine karşı gerekli adımları atmak için yeterli imkânı verdiğinde ısrarcı olmuştur. Bunedenle, itiraz edilen tüzükleri mazur göstermek için 308. maddeye dayanılmasına ihtiyaçolmadığını89 aşağıdaki ifadelerle dile getirmiştir:
85 Tridimas-Gutierrez, s.665. 86 Age, s.666. 87 Age, s.666. 88 Age, s.668. 89 Hiphold, s.157.
“Yaptırımlar, belirli bir ülke içindeki kuruluşlarla ekonomik ilişkileri etkileyerek, Avrupa Topluluğu ülkeleri ile ilgili ülke arasındaki ekonomik ilişkileri zorunlu olarakgenişölçüde etkilemektedir. Üçüncü bir ülkedeki bireyler ve gruplar arasındaki ekonomik ilişkiler, birey ve grupların zorunlu olarak üçüncü ülkeyi etkilemeyi hedeflediğinden, oülkeninekonomik ilişkilerin bir bölümünü oluşturmaktadır. Birey ve gruplarla ekonomik ilişkileri, üçüncü ülkeyle ekonomik ilişkinin kapsamından hariç tutmak, uluslararası ekonomik hayatıntemel gerçekliğini görmezlikten gelmek olacaktır. Aynı zamanda çoğu ülkelerin hükümetleri, kendi sınırları içerisinde her bir özel girişimin ekonomik ilişki ve aktiviteleri için bekçi olarakfaaliyet icra etmezler
90
.” Son ancak aynı derecede önemli olarak, Avrupa Adalet Divanı, devlet dışı aktörlerekarşı yaptırımlar uygulamak için, Avrupa Topluluğu Sözleşmesinin 60, 301 ve308. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Ancak, bu görüşüngerekçesi olarak, İlk Derece Mahkemesinde farklı bir tutum sergilemektedir. Avrupa Adalet
Divanına göre, 60 ve 301. maddeler, Avrupa Topluluğu yöntemi ile ortak dış ve güvenlikpolitikası arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Ancak bu köprünün, Avrupa Toplulukları
Sözleşmesinin diğer hükümlerine teşmil edilmesi mümkün değildir. 308. madde, Toplulukkurumlarına, 60 ve 301. Maddenin sınırlarını genişleterek, devlet dışı aktörlere karşı önlemalmak için yetki imkânı sağlamaktadır
91
. Avrupa Adalet Divanı, hem ortak dış ve güvenlikpolitikası hem de bahse konu tüzüklerin amaçlarının farklı olduğu hususuna dikkat
çekmektedir. Ortak dış ve güvenlik politikası uluslararası barış ve güvenliği sağlamaklailgili
iken, inceleme konusu tüzükler, ekonomik yaptırımlar yoluyla, terör eylemlerinin önlenmesi
ile ilgilidir. Bu nedenle, 308. madde, devlet dışı aktörlere karşı ekonomik yaptırımlar içindoğrudan doğruya gerekçe olmamasına rağmen, dolaylı bir şekilde bu maddeye dayanmakmümkündür. Başka bir ifadeyle, 308. maddenin amacı terörle mücadele değildir. Dahaçokortak pazarın sağlıklı bir şekilde uygulanması ile ilgilidir. Bu madde, çeşitli tedbirler öngören60 ve 301. maddelerini etkin bir şekilde uygulamak için, imkân sağlamaktadır. AvrupaAdalet Divanı, Ekonomik konularla ilgili üye devletlerin tek taraflı olarak önlemler alması
halinde, bunun, teşebbüs kurma hakkı, sermaye ve ödemelerin serbestçe hareketi gibi üyedevletlerarasında ortak pazar ve ticaretin uyumlu bir şekilde uygulanmasını
etkileyebileceğinin altına çizmektedir
92
. Sonuç olarak, 60, 301 ve 308. maddeleri, birlikteyorumlandığında, gerçek kişilere, tüzel kişilere ve devlet dışı organizasyonlara karşı yaptırım90 Age, s.157. 91 Tridimas-Gutierrez, s.668. 92 Age, s.675-676.
uygulamak için dayanak olmaktadır. Ayrıca Mahkemeye göre, 60 ve 301. maddelerinuygulanmasında Parlamentonun böyle bir yetkisi olmamasına rağmen, 308. Madde, AvrupaBirliği Parlamentosuna karar verme sürecine katılma imkânı sağlayacaktır
93
. Özet olarak, Avrupa kurumlarının devlet dışı aktörlere karşı yaptırımlar uygulamayetkisine sahip olup olmadığı konusunda dört farklı yaklaşım bulunmaktadır. “İlk olarak, Hâkim yardımcısının ileri sürdüğü gibi, 301. maddenin dili, bireylerekarşı yaptırımlar uygulamayı engelleyici değildir. İkinci olarak, hükmün tarihsel yorumu, Sözleşmeyi yazanların, bireysel yaptırımları hariç tutmak gibi bir niyetlerinin olmadığını
ortaya koymaktadır. Üçüncü olarak, amaçsal ve evrimci yorum devlet dışı organizasyonlarakarşı yaptırım uygulama yetkisinin varlığı noktasında tecelli etmektedir. Son olarak, buyorum tarzı, ilk ve ikinci sütun arasında köprü sağlayıcı, geçit veren hükümolan301. maddenin doğasına uygun görünmektedir
94
.” Buna rağmen, Lizbon sözleşmesi, Topluluk kurumlarının devlet dışı
organizasyonlara karşı düzenleme yapma yetkisi olup olmadığı hususundaki problemleri
çözmektedir. Lizbon Sözleşmesi, açık bir şekilde, Avrupa Konseyinin, gerçek ve tüzel
kişilere ve grup ve devlet dışı teşebbüslere karşı kısıtlayıcı yaptırımlar alabileceğini ifadeetmektedir
95
. Birleşmiş Milletler Kararlarının, Avrupa Birliği yasal düzeninde pozisyonununneolduğunu tartışmak istiyoruz. Daha önce ifade edildiği gibi, gerçekte, başvurucular tarafındanaçılan davaların temel sebebi, Konseyinde hükümlerine dayanarak bireylere karşı tedbirleraldığı, Birleşmiş Millet kararlarına dayanmaktadır. Bu doğrultuda, tümüye devletlerinaynı
zamanda Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin tarafı olduğu ve bu Sözleşmenin 25. maddesininüye devletlere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararlarıyla bağlı olduğuvebukararları uygulamakla yükümlü tutulduğu gerçeklerini dikkate alarak, Birleşmiş Milletlerinkonu ile ilgili kararlarının Avrupa Birliğin yasal düzenindeki konumunu açıklamayaçalışacağız. Burada Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin konu ile ilgili çok önemli hükümleriçerdiğini de vurgulamak gerekmektedir. Bu bağlamda 103. maddede, “Birleşmiş Milletler Sözleşmesine göre Birleşmiş Milletlere Üye devletlerininbağlı
olduğu yükümlülükler ile diğer uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülükler93 Age, s.677. 94 Age, s.674. 95 Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Sözleşmenin birleştirilmiş versiyonunun 215/2 madde ve fıkrası; Tridimas- Gutierrez, s.678.
arasında çatışma olması durumunda, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde üye devletlereyüklenen yükümlülüklerin üstün olacağı96” açık bir şekilde ifade edilmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Toplulukları açısından konuya bakıldığında, ilk olarak, AvrupaToplulukları İlk Derece Mahkemesi, Avrupa Topluluklarını Kuran Sözleşmesinin30797
. maddesine göre, Avrupa Topluluğu/Birliği, Birleşmiş Milletler sözleşmesine tarafolmadığından, Uluslararası kamu hukukunun kurallarına göre, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
ile bağlı değildir. Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Sözleşmesinin 307. maddesinde, “Antlaşmalardaki hükümler, bir veya daha fazla üye devlet ile bir veya dahafazlaüçüncü ülke arasında, 1 Ocak 1958’den önce veya daha sonra katılan devletleriçinkatılım tarihlerinden önce akdedilmiş anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerehalel getirmez.” şeklinde ifadesini bulan, düzenleme nedeniyle, Avrupa Birliği Sözleşmesininbizzat
kendisi vasıtasıyla, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen kararlarla bağlıdır. Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesinin görüşüne göre, Avrupa Birliği, üyedevletlerin Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında girmiş olduğu uluslararası sorumluluklarınasaygı duymaktadır
98
. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, uluslararası hukuktakabul edilmiş evrensel ilkelerin temel emredici hükümleri gibi saygı görmelidir
99
. Bugörüş, hakim Maduro tarafından eleştirilmiştir. O, Güvenlik Konseyi kararlarının emredici hükümolarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Daha ziyade, Avrupa Birliğininaltıncı
maddesinde düzenlenen değerlerle, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerarasında çatışma olması durumunda, Avrupa Birliği Sözleşmesinin yürürlüğe girmesindeönce üye devletlerin imzaladıkları Birleşmiş Milletler Sözleşmesinden kaynaklananyükümlülüklerin bir ayrıcalığı olmayacaktır ve bu bağlamda uygulanamayacaktır
100
. Son olarak, Avrupa Adalet Divanı, 307. maddenin Birleşmiş Milletler hukukunaherhangi bir öncelik vermediğini, ayrıca, Birleşmiş Milletler Hukukunu yerine getirenAvrupa Birliği Tedbirlerinin yargısal denetimden muaf olmadığının altını çizmiştir. Avrupa96 Hiphold, s.159; ayrıca bakınız, htpp://www.un.org/en/documents/charter/chapter16.shtml. 97 Konsilide edilmiş yeni metinde 351. maddeye karşılık gelmektedir. Buna göre; “Antlaşmalar’daki hükümler, bir veya daha fazla üye devlet ile bir veya daha fazla üçüncü ülke arasında, 1Ocak1958’den önce veya daha sonra katılan devletler için katılım tarihlerinden önce akdedilmiş anlaşmalardandoğan hak ve yükümlülüklere halel getirmez. Bu anlaşmalar Antlaşmalar’la bağdaşmadığı ölçüde, ilgili üyedevlet veya üye devletler, tespit edilen uyumsuzlukları gidermek için gerekli tüm tedbirleri alır. Bu amaçlaüyedevletler, ihtiyaç halinde birbirlerine yardımcı olurlar ve gerektiğinde ortak bir tavır benimserler. Üye devletler, 1. paragrafta belirtilen anlaşmaların uygulanmasında, Antlaşmalar uyarınca her bir üye devletinsağladığı avantajların Birliğin kurulmasının ayrılmaz bir parçası olduğu ve bundan dolayı, ortak kurumlarınoluşturulması, bu kurumlara yetkiler verilmesi ve diğer tüm üye devletlerce aynı avantajların sağlanmasıylaayrılmaz biçimde bağlı olduğu gerçeğini dikkate alırlar.” (https://ab.gov.tr/46106.html) 98 Tridimas-Gutierrez, s.683. 99 Hiphold, s.161-162. 100 Age, s.161-162.
Topluluğu, kurucu sözleşmelerde ifadesini bulan değerlere, insan haklarına ve temel
özgürlüklere tüm koşullarda uymak zorundadır. Bu, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki
yetkili kurullar tarafından benimsenen kararlar ve Birleşmiş Miletler Sözleşmesi gibi
uluslararası sözleşme ve diğer yasal belgelerin, Avrupa Birliği Sözleşmesinde benimsenendeğerlere, insan haklarına ve temel özgürlüklere uymamak için mazeret oluşturmayacağı
anlamına gelmektedir
101
. Özet olarak, Avrupa Birliği Adalet Divanının görüşüne göre, Birleşmiş MilletlerGüvenlik Konseyinin kararlarından doğan yükümlülükler, Avrupa Birliği hukukununnormlarının kendi iç hiyerarşisinde sınıflandırılacak olsa bile, madde 300/7
102’ye göre, onlarikinci derecedeki topluluk hukukunun üzerinde olacak ama Avrupa Birliği Sözleşmesininkendisinin, temel hakların korunması gibi birincil derecede uluslararası hukukundiğerkaynaklarının üzerinde yer alamayacaktır
103
.
101 Tridimas-Gutierrez, s.683. 102 Konsolide edilmiş metnin 218. maddesine karşılık gelmektedir. 103 Tridimas-Gutierrez, s.684.
Bölüm IV: İnsan Hakları&Terörle Mücadele: İçtihatlar ve ABD Uygulaması
4.1. İçtihatlar
Uluslararası topluma ve bölgesel toplumlara karşı yapılan terör saldırıları baskısı, yetkili kurumların onu önlemek ve etkilerini halk üzerinde azaltmaya yönelik reaksiyoneryollara başvurmasına yol açmaktadır. Ancak, terörle mücadele ederken, ifade özgürlüğü, özel
yaşama saygı hakkı, seyahat özgürlüğü gibi insan hakları, en azından uluslararası hukuktaveAvrupa Birliği Hukukunda gerekli dikkati üzerine çekmediği kadarıyla, görmezliktengelinmektedir. Avrupa Konseyi Çerçeve Kararında ifade edildiği gibi, Avrupa Birliği, terörlemücadele ederken insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Her şeydenönce terör eylemleri başta yaşam hakkı gibi insan haklarını ihlal ettiği ve Avrupa Birliğininözgürlük, güvenlik ve adaletin var olduğu bir alanı vatandaşlarına garanti etmek zorundaolduğu bir gerçektir. Ama bunu yaparken, ilgili teşkilat ve kurumların, insanlarınözgürlüklerini ihlal etmeyen bir şekilde mücadelesini sürdürmelidir. Diğer taraftan, terör nedeniyle, onunla mücadele etmek zorunda olan kurumlaradahafazla yetki verilmektedir. Bu yetkilerin keyfi ve aşırı bir şekilde kullanılması, insanhakları
ihlalinin nedeni olmaktadır. Bu nedenle, insan haklarına saygılı bir şekilde bu mücadeleninyapılabilmesi için, güçlü ve etkin bir denetim mekanizması kurulmalıdır. Maalesef, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını irdelediğimizde, üye devletlerin insan haklarınakarşı
duyarlı olmadıkları ortaya çıkmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafındanverilenbirçok kararlar, terörle mücadele ederken insan haklarının ihlal edildiği gerçeğini ortayaçıkarmaktadır. 4.1.1. Gillan ve Quinton v. Birleşik Krallık Davası
Bu konu ile ilgili olarak bahsetmek istediğimiz ilk dava, Gillan ve Quinton’akarşı
Birleşik Krallık davasıdır - Birleşik Krallık, 2000 yılında Terör yasasını yürürlüğekoymuştur. Bu yasa polise, Birleşik Krallık bölgesi içerisinde terörle mücadelede etkili
yetkiler vermektedir. Özellikle, 1992 ve 1994 yılları arasında Londra içinde ve civarında, bombalı eylemde bulunma saldırılarından sonra, bu saldırılılara tepki olarak, çoksert
tedbirler benimsenmiştir. 2000 tarihli Terör Yasası, 41 ila 43’üncü bölümlerinde, Aramavetutuklamaya maruz kalan kişinin terörist olduğuna dair makul şüphe olması halinde, 104 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 12 Ocak 2010 tarihli, 4158/05 başvuru numaralı kararı
kendisinin ve mülkünün polis tarafından aranmasına ve yetki almaksızın tutuklamasınaolanak sağlamaktadır. Ayrıca, bazı durumlarda, bir kişiyi durdurmak ve aramak için, makul
şüphenin bile gerekli olmadığına dair bazı düzenlemeler getirmiştir - Bu koşullarda, toplantı ve gösterinin olduğu sırada, başvuruculardan, bisiklet sürenvegösteriye katılmak için yolu üzerindeki silah panayırı yakınında sırt çantası ile gidenbirisi, Terör Yasasının 44. bölümüne göre, polis tarafından durdurulmuş ve aranmıştır. Gazeteci
olan ve üzerinde fotoğrafçı ceketi bulunan, elinde kamera tutan, küçük bir sırt çantası taşıyanve gösterileri kameraya çekmek için orada bulunan diğer başvurucu, yine aynı gerekçelerlepolis tarafından durdurulmuştur. Başvurucular, onlara uygulanan durdurma ve aramayetkisinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5, 8, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiği
gerekçeleriyle, İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. Bu dosyada Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle başvurucuların İnsan Hakları Sözleşmesininsekizinci106 maddesinde düzenlenen, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini aşağıdacümlelerle ifade etmiştir:
Bireylerin, bedenleri, elbiseleri, kişisel eşyaları üzerinde detaylı bir aramayarızagösterilmesi gibi, yasalarla verilen zorlayıcı yetkilerin kullanılması, özel hayata saygı
gösterilmesi hakkına açık bir müdahale anlamına gelir. Aramanın kamuya açıkalandayapılması, özel hayata saygıyı düzenleyen 8. maddenin uygulanamayacağı anlamına gelmez. Aslında, Mahkemenin düşüncesine göre, aramanın kamuya açık alanda yapılması doğal
olarak, bazı davalarda, küçük düşürme ve utandırma unsurlarından dolayı, müdahaleninağırlığını artırır. Çanta, cüzdan, not defteri, günlük gibi eşyalar, çok daha fazla kişisel bilgi
içerdiğinden, bunların sahipleri, arkadaşlarının ve geniş halk kitlesinin gözü önünde maruzkaldıkları arama nedeniyle rahatsızlık hissedebilmektedir. Başvurucuların her biri, polis tarafından durdurulmuş ve Terör Yasasının44. bölümüne göre, aramaya rıza göstermesine mecbur bırakılmıştır. Bu nedenle, Mahkeme, buşekilde bir arama, 8. maddede düzenlenen özel yaşama saygı gösterilmesi hakkınınihlali
olduğu sonucuna varmıştır. 4.1.2. Thomasi v. Fransa
105 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 12 Ocak 2010 tarihli, 4158/05 başvuru numaralı kararınınonyedinci sayfası. 106 1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkeninekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakınveyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasaylaöngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.
Konu ile ilgili ikinci olarak bahsetmek istediğimiz dava, Thomasi-Fransa davasıdır
107
. Bu davada Thomas, tanınmamak için yün başlık giyen, birkaç kişidenoluşankomando grubu tarafından, yabancı lejyonlar dinlenme merkezine karşı gerçekleştirilenbirsaldırıya katılma şüphesi altındadır. Thomas, Korsika Siyasi Teşkilatının aktif bir üyesidir. Bununla birlikte, O, gözaltına alınmış ve Fransa Polisi tarafından tutuklanmıştır. Soruşturmave yargılama aşaması o kadar uzun sürdü ki, beş yıldan fazla tutuklu kalmıştır. Ayrıca, Fransayetkililerinin denetimi altındayken kötü muameleye tabi tutulmuştur. Suçsuz olduğunuiddiaederek sürekli serbest bırakılması için yapmış olduğu talepleri, işlendiği iddia edilensuçunağırlığı, kamu düzeninin korunması, tanıklar üzerinde baskı yapma ihtimalinin engellenmesi
ihtiyacı, suç ortaklarının kendi aralarında gizli anlaşma yapmasının önlenmesi vebaşvurucunun kaçma tehlikesi nedeniyle reddedilmiştir. Thomas, ulusal bir hareketeüyeliğinin haricinde, onu şüpheli kılacak ve uzun süre tutuklu kalmasına neden olacak, yeterli
delilin olmadığını ileri sürmüştür. Yargılamanın sonunda, Thomas’ın suçsuz olduğuanlaşılmış ve ulusal mahkeme beraat kararı vermiştir. Bu davada Avrupa İnsanHakları
Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3
108
, 5(3)
109 ve 6(1)
110 maddelerininihlal
edildiği gerekçesiyle, dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine havale etmiştir. Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi ise, Fransa’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesininbeşinci
maddesinde düzenlenen “özgürlük ve güvenlik hakkının” ihlal edildiğine aşağıdaki
gerekçelerle karar vermiştir: “Tutuklu sanığın, davasının belirli bir hızla incelenmesini isteme hakkı, mahkemelerin gerekli dikkatle görevlerini yerine getirme çabalarını gereksiz bir şekildeengellenmemelidir. Her şeye rağmen delil, Fransa Mahkemelerinin, bu davada, gerekli hızlahareket etmediğini göstermektedir. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesininbeşinci
maddesinin üçüncü paragrafının ihlali söz konusudur
111
. İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesi ile ilgili olarak, İnsan Hakları Mahkemesi, Fransa’nın bu maddeyi ihlal ettiğini aşağıdaki gerekçelerle dile getirmiştir
112
. 107 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Ağustos 1992 tarihli, 12859/87 Başvuru Numaralı Kararı. 108 “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”
109 “Bu maddenin 1/c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkeshemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisininmakul bir süre içinde yargılamaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır.”
110 “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
111 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Ağustos 1992 tarihli, 12859/87 Başvuru Numaralı Kararı, s.36. 112 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Ağustos 1992 tarihli, 12859/87 Başvuru Numaralı Kararı, s.39.
“Tıp uygulayıcıları tarafından tamamen bağımsız bir şekilde hazırlanan tıbbi belgelerve raporlar, başvurucuya ika edilen darbelerin çokluğunu ve yoğunluğunu ispat etmektedir. Bu belge ve raporlar, insanlık dışı ve küçük düşürücü muamelenin varlığını ve ağırlığını
yeterli bir şekilde göstermektedir. Soruşturmanın gereklilikleri ve suçlarla, özellikle terörle, mücadelenin doğasında reddedilemez zorluklar, bireylerin fiziksel bütünlüğününkorunmasına sınırlandırmalar getirilmesi sonucunu doğuramaz. Bu doğrultuda, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin üçüncü maddesinin ihlali söz konusudur.” Son olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, medeni hak ve yükümlülüklerinbelirlenmesinde, herkesin makul bir süre içinde yargılanma hakkının varlığını düzenleyenaltıncı maddenin
113
ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Yukarıda bahsedilen Mahkeme içtihatlardan Avrupa Birliğine üye devletlerinterörlemücadele ederken insan haklarını ihlal ettikleri, bu anlamda insan haklarının korunması
amacıyla gerekli hassasiyeti göstermedikleri anlaşılmaktadır. Daha önce ifade edildiği gibi
üye devletlerin, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve diğer uluslararası
insan hakları hukukuna göre, insan haklarına saygı göstermek ve onları korumayükümlülükleri bulunmaktadır. Genel toplum açısından konuya baktığımız zaman, ülkedezaten terör olaylarından dolayı korku içerisinde olan toplumun, aynı zamanda, ülkeyönetimlerinin terörü bastırmak için, gereksiz ve keyfi tedbirlere başvuracağı korkusunuyaşadıkları ortaya çıkmaktadır. Ek olarak, terörle ilgili yasalarla verilen yetkilerin savcı, polisveya diğer yetkililer tarafından gerekçesiz, temelsiz veya aşırı kullanılması, toplumarasındagerginliğe neden olmaktadır. Bu nedenle güvenlik güçlerine, herkesin terörist olmadığı veherkesin insan haklarına saygı duyulmayı hak ettiği konularında eğitime tabi tutulması
gerekmektedir.
113 Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Ağustos 1992 tarihli, 12859/87 Başvuru Numaralı Kararı, s.41.
4.2. Amerika Birleşik Devletleri
ABD’ye karşı gerçekleştirilen 11 Eylül 2001 terör saldırısından sonra Bush yönetimi, terörle mücadele yolunda çok ciddi ve caydırıcı önlemler almıştır. 4.2.1.Vatanseverlik Yasası (Patriot Act)
11 Eylül 2001 saldırısından sonra ilk önemli gelişme, Bush yönetimi tarafındangecikmeksizin 26 Ekim 2001 tarihinde Birleşik Devletler Vatanseverlik Yasasınınkabulüolmuştur. Birleşmiş Devletlerdeki bazı yazarlar114, bu yasayı, insan hakları ile uyumluolmadığı gerekçesiyle eleştiriye tabi tutmuşlardır. Vatanseverlik Yasasına göre, “Bushyönetimi, iktidarın eylem ve işlemlerine benzeri görülmemiş gizlilik atfetmek noktasındaveAmerikan vatandaşlarını düşman savaşçı gibi tutuklamak için emsali görülmemiş yetkiyesahip olduklarını ileri sürmüşlerdir
115
. Genel olarak, Vatanseverlik Yasasının amaçlarını aşağıdaki şekilde sıralamakmümkündür: - Vatandaş olmayan kişileri tutuklamak için yetkinin artırılması ve Amerikansınırlarının korunması, 2. Terör örgütlerine verilen desteğe ve kara para aklamaya karşı yasaları
güçlendirmek, 3. Terörle bağlantılı suçlardan telefonla pazarlamaya kadar çeşitli ceza yasalarını
geliştirmek, 4. Arttırılmış istihbarat toplama ve dağıtma yetkisi vermek, 5. Hukuk uygulayıcılarının yetkilerinin büyük oranda genişletilmesi116
. Bu çerçevede, hükümetin, yabancı kişileri gözaltına almak ve tutuklamak içinyetkiyesahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Başsavcı, herhangi bir eylemin terör yasasının kapsamı
içerisinde değerlendirilmesi için makul şüphenin varlığı noktasında bir kanaate ulaşması
halinde, şüphelileri tutuklamak için yetkiye sahip olduğu, Vatanseverler yasası ile teminedilmiştir. Vatanseverlik Yasasında, Dış İstihbarat Denetleme Mahkemesine birçokyetkiler verilmiştir. Aynı zamanda, bir kimsenin eyleminin terörün tanımının kapsamı
içerisinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda, hükümete geniş bir takdir hakkı
tanıması nedeniyle, terörün bu şekilde geniş tanımı, doğal olarak, hükümete daha fazlayetki
114 Chemerinsky, Ervin, Civil Liberties and The War on Terrörism, Washburn Law Journal, Vol. 45, 2006, s.1-18. 115 Chemerinsky, age, s.2. 116 Zieske, William F., Demiystifying the USA Patriot, Act, Illinois Bar Journal, Vol. 92, 2004, s.83.
vermektedir. Örneğin, milli sınırlar içerisinde meydana gelen terörizmbu yasadatanımlanmıştır. Bu tanımdan terörizmle ile ilgili üç unsuru çıkarmak mümkündür. Onlardanilki, terör eyleminin insan yaşamı için tehlikeli olması gerekliliğidir. İkincisi, eylemin, federal
ve devlet ceza yasalarını ihlal etmesidir. Son olarak ise, eylem, sivil halka baskı yapmaveyaonu korkutma veya baskı veya korku oluşturmayı amaçlama şeklinde ortaya çıkmalı veyahükümetin idare ve politikasını düzensiz bir şekilde etkilemeli veya bu idare ve politikalarüzerinde etkili olmayı amaçlamalıdır
117
. Bu tanım aynı zamanda, terör suçlarının yanı sıra, tüm suçlara karşı önlem almak için hükümete daha fazla yetki vermektedir. Belirli suçlar için, belirli usulü yolları takip etmeksizin, vatandaş olmayanları
tutuklamak için hükümet ayrıca yetkiye sahiptir
118
. Kolluk kuvvetleri, kullanıcılarabilgi
vermeksizin internet iletişimlerine ve elektronik maile ulaşmada daha fazla yetki eldeetmektedirler. Diğer taraftan, teröristlerin malvarlığına el koymayı mümkün hale getirenbazı
hükümler düzenleme altına alınmıştır. Vatanseverlik Yasasından önce, Amerikalı yetkililer, Amerika dışında suç işlendiği zaman, Amerikan mahkemelerinin yargı yetkisi olmadığındanmalvarlığına el koyma iktidarına sahip değildi. Ancak bu durum Vatanseverlik Yasasındansonra değişmiştir. Bu yasaya göre, başka bir ülkenin sınırları içerisinde işlenen suçlar içinmalvarlığına el koymak mümkün olmasa bile, malvarlığının Amerika sınırları içerisindebulunması halinde, yabancı bir devletin hukukunun ihlali halinde yurt dışında işlenenkamuyolsuzluğu suçları, şiddet suçları, banka dolandırıcılığı ve diğer ciddi suçların kazançlarınael
koymak mümkün hale getirilmiştir. 11 Eylül saldırısından sonra, Birleşmiş Milletler İç Güvenlik Departmanı kurulmuştur. Bu birimin amaçları, terör saldırılarından, insana bağlı kazalardan ve doğal felaketlerdenBirleşik Devletlerin vatandaşlarını ve sınırlarını korumaktır. Ayrıca Departman, terörataklarına karşı cevap verme yetkisi ile donatılmıştır
119
. Birleşik Devletlerin vatandaşlarınınve sınırlarının korunması için, Birleşmiş Milletler İç Güvenlik Departmanı iç güvenliği
sağlamak için gerekli olan eylemleri yapmak ve zorlayıcı önlemleri almak zorundadır. Bubirime bu görevi icra etmek için geniş yetkiler verildiğini bir kez daha vurgulamakgerekir. Bu birimin amaçlarından birisi de, uluslararası ticareti kolaylaştırmak ve düzenlemekveithalat vergilerini toplamak, ticaret, gümrük ve göçmenlik konularını kapsayan BirleşikDevletler tüzüklerini uygulamaktır. Aynı zamanda, bilgi teknolojilerini ve veri madenciliği
117 Zieske, age, s.83. 118 Chemerinsky, age. s.10. 119 http://en.wikipedia.org/wiki/United_States_Department_of_Homeland_Security (Erişim Tarihi: 09.05.2012)
tekniklerini kullanarak kara para ve terörün finansmanı tespit etmede sorumluluğubulunmaktadır
120
. Vatanseverlik Yasasının 215. bölümü, soruşturmayla ilgili Federal Büro’ya aşağıdaki
şekilde yetki vermektedir:
120 Zdanowicz, John S., Detecting Money Laundering and Terrorist Financing via Mining, Communications of theACM, Vol. 47, 2004, s.53-55.
