Dairesi: Birinci Hukuk
Esas No: 2005/9624
Karar No: 2005/10566
Karar Tarihi: 06.10.2005
Konusu: Harman yerlerinin zilyetlikle kazanılmasının olanaksız olduğu
KARAR: “…Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 1973 yılında yapılan kadastro tespitinde köy boşluğu niteliği ile tespit dışı bırakıldığı, davalının bu yere ev yapıp, avlu olarak kullanmak suretiyle elattığı anlaşılmaktadır.
Davalı, dava konusu yerde zilyetliği bulunduğunu belirtirken, bir kısım tanıklar buranın harman yeri olduğunu ifade etmişlerdir. Harman yerlerinin zilyetlikle kazanılmasının olanaksız bulunmasına karşın, köy boşluklarının koşullar oluşması halinde senetsizden edinilmesi mümkündür.Bu durumda, taşınmazın niteliğinin belirlenmesinin önem taşıyacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; öncelikle kadastro tespiti sırasında taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi, köy boşluğu olduğunun saptanması halinde 3402 Sayılı Yasanın 14.Türk Medeni Kanununun 713 ve 996 maddeleri uyarınca gerekli araştırmaların yapılması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmiş olması doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.”
***
Dairesi : Ondokuzuncu Hukuk
Esas No :2006/4792
Karar No :2006/7417
Karar Tarihi :06.07.2006
Konusu : Ticari işlemlerle ilgili sözleşme, su abonman sözleşmesi ve avans faizine hükmedilmesi.
KARAR :”…Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının abonesi olup, su tüketimine ilişkin borcunu ödediğini ancak bu ödemenin bilgi işlem sisteminde görülmediğinden mükerrer olarak müvekkili tarafından yeniden bu borcun ödenmek zorunda kalındığını davalının mükerrer tahsilatı iade etmemesi üzerine dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinden fazla alınan bedelin faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu olan 2005/5 tüketim dönemine ilişkin olarak düzenlenen faturanın davalıdan mükerrer olarak tahsil edildiği gerekçesi ile 1.724.35 YTL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu karar aleyhine Adalet Bakanlığının ilgili yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması talebinde bulunulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekili dava dilekçesinde dava değerini 1.724.35 YTL olarak göstermiş olup bu miktar üzerinden harç yatırılmış ve mahkemece de aynı miktara hükmedilmiş olduğundan davada reddedilen bir kısım bulunmamasına göre yapılan yargılama giderinin davalının üzerinde bırakılmasında isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı tacir olup uyuşmazlığa konu alacak ticari işletmesi ile ilgilidir. 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı kanun ile 3095 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonucunda anılan kanun 2/2 maddesi uyarınca arada ticari sözleşme olmasa dahi ticari işlerde avans faizi istenebilir. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin avans faizi yerine reeskont faizine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
3-(1) nolu bentte de açıklandığı gibi davada reddedilen bir müddeabih bölümü olmadığı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, vekalet ücreti yargılama giderlerinden olup, davanın taraflarına yönelik olarak hükmedilmesi gerekirken vekiller lehine vekalet ücretine karar verilmesi de kabul şekli itibari ile doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK.’nun 427/7 maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile bozulmasına, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine 6.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
***
Dairesi : 5.Ceza
Esas No : 2006/6032
Karar No : 2006/5755
Karar Tarihi : 19.06.2006
Konusu : Rüşvet
ÖZET: (765 s. TCK.nın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip, yaptırım altına alındığı halde; 5237 sayılı yasanın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde sadece nitelikli rüşvete yer verilmiştir.Kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması yada yapmaması gereken bir işi yapmaması için yarar sağlaması rüşvet suçu kapsamından çıkarılmıştır.Bu durumda kesinleşen mahkumiyet kararına göre sabit görülen, yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma, bunun vasıtası olma eylemlerinin, aynı yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve buna iştirak” mahiyetinde olduğu gözetilerek karar verilmelidir)
***
Dairesi : 4.Ceza
Esas No : 2006/1580
Karar No : 2006/13013
Karar Tarihi : 26.06.2006
Konusu : Sanığın savunmasının alınmaması.
ÖZET: (CMUK.nun 223/son maddesi, sanığa yükle-nen suçun dosya içeriğinden ilk bakışta suç oluştur-madığının anlaşılması halinde uygulanır.Aksi davra-nış YCGK.nun 2.10.2001 gün ve 212-197 sayılı kararı ve benzer kararlarında “yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanmaması ve cezanın bireyselleştirilmesi” ilkelerine aykırılık teşkil eder.)
***
Dairesi : Altıncı Ceza
Esas No : 2004/8084
Karar No : 2006/3587
Karar Tarihi : 10.04.2006
Konusu : Yalan beyanda bulunmak.
ÖZET: Sanığın emekli olduğunda, yakınan Kuruma Hatay da görev yapan oğlunun adresini gösterdiği ve kış aylarında bir süre bu adreste kaldığı anlaşıldığından, eylemin Anayasada güvence altına alınan yerleşme ve seyahat özgürlüğü kapsamında olup suç oluşturmaz.
***
Dairesi : Altıncı Ceza
Esas No : 2004/9182
Karar No : 2006/3490
Karar Tarihi : 06.04.2006
Konusu : Resmi belgede sahtecilik.
ÖZET: PTT dağıtıcısı olan sanığın hiç yapmadığı tebligatı yapmış gibi belge düzenlemesi eylemi 765 sayılı TCK.nun 339/1-1 maddesinde belirtilen suçu oluşturur.
***
Dairesi : Ondördüncü Hukuk
Esas No : 2004/2957
Karar No : 2006/3877
Karar Tarihi : 20.01.2004
Konusu : Mera için dava açabilecekler ve kadim mera tespit usulü.
ÖZET: Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m. 3-4)
”31.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye şuurları içinde kalan mera, yaylak ve kışlak-lar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mah-kemenin saptanmasında önem arz eder.
Meralar üzerinde, aidiyet iddiasıyla, elatmanın önlenmesi, tapu iptali mera olarak sınırlandırma veya tespitin iptali ve mera olarak sınırlandırma davaları açılabilir.
….
Davayı, yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da Hazine açabilir. Davayı açan köy muhtarının veya Belediye Başkanının davayı kabule, vazgeçmeye ya da sulha yetkisi yoktur.
Mera yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da ka-dim kullanma hakkına dayanabilir. Tahsise dayanıldı-ğında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmada ileri sürdükleri verileri tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun yeterince araştırılması gerektiğinde, köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir….”
***
Dairesi : 9.Ceza
Esas No : 2006/6032
Karar No : 2005/7765
Karar Tarihi : 19.12.2005
Konusu : Şikayetten vazgeçme..
ÖZET. (Mala zara verme suçunu sanıkların birlikte işlediklerinin anlaşılması karşısında, hak-kında düşme kararı verilen sanık Tevfik’e yönelik vazgeçmenin 765 sayılı TCK.nun 99.(5237 sayılı TCK.nun 73)maddeleri gereğince diğer sanıklara da sirayet edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,Kanuna aykırı, C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.)
***
